|
ÇOCUĞUN GELİŞİMİ VE AŞAMALARI
 ÇOCUÄžUN NORMAL GELİŞİMİ VE GELİŞİMİN AÅžAMALARI Ana-baba, çocuklarını eÄŸitirken öncelikle geliÅŸim evrelerini bilmeli ve çocuklarının içinde bulunduÄŸu geliÅŸim dönemini tanımalıdır. BaÅŸka bir deyiÅŸle,çocuklarını tanıyarak iÅŸe baÅŸlamalıdır. Ana-baba, çocuklarının kendi modelleri olmadığı gibi,kardeÅŸlerinden ve arkadaÅŸlarından farklı, bağımsız, kendine özgü zeka ve kiÅŸilik özellikleri olan bir birey olduÄŸu gerçeÄŸinden hareket etmelidirler. Anne ve babanın çocuklarına, “uygun olan davranışı” ya da neyin doÄŸru neyin yanlış olduÄŸunu öğretebilmeleri için, gerek kendi aralarında gerekse çocuklarına yönelttikleri davranışlarında dengeli, tutarlı ve kararlı olmaları gerekir. Anne-babanın güvenli bir çocuÄŸa sahip olabilmeleri için, önce kendilerine, sonra birbirlerine, ardından da çocuklarına güvenmeleri gerekir. Anne-baba çocuÄŸundan yaşı ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalı, çocuÄŸu hayal kırıklığına uÄŸratacak, yaşının üstünde beklentiler içine girmemelidirler. ÇocuÄŸun ilgi ve yeteneÄŸi onun yönlendirilmesinde esas alınmalı, ana-babanın tutkuları dikkate alınmalıdır. 1-MOTOR GELİŞİM VE ÖZELLİKLERİ İki üç yaÅŸ arası Düşmeden koÅŸabilir, bazı çizgileri taklit eder, merdivenden rahatlıkla kendi başına inip çıkabilir, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir, düğmesini açabilir, üç tekerlekli bisikleti sürebilir, tek ayak üstünde kısa bir süre durabilir, bir bardak suyu taşıyabilir, yürürken engelleri adım atarak rahatlıkla geçer, rahatlıkla çömelip kalkabilir, geri geri yürüyebilir, Üç dört yaÅŸ arası Tek ayağı üzerinde uzun süre durabilir, ayakkabısını giyer, kendini doyurabilir, düz çizgi çizebilir, tek başına dolaÅŸmaya çalışır, çift ayakla 40 cm sıçrayabilir, öne takla atabilir, yardımsız kaydıraktan kayabilir, çömelip kalkma hareketini rahatlıkla yapabilir, oyuncakları ile oynarken el becerilerini rahatlıkla kullanabilir, 40-50 cm den aÅŸağı atlayabilir, tek ayakla sıçrayabilir, dans etme müzik ile beraber tempo tutma, zıplayan topu eli ile tutma, kağıttaki ÅŸekilleri boyar, 3-4 renk eÅŸleÅŸtirebilir, aynı kartları eÅŸleÅŸtirebilir, bazı harfleri eÅŸleÅŸtirebilir, artı eksi yapabilir, Dört altı yaÅŸ arası Makasla kağıtları kesebilir, bakarak 1 den 8-9 a kadar sayı yazabilir, öğretilirse adını yazabilir, sek sek oynayabilir, üçgen ve kare yi kopyalar, kendi giyinir kendi soyunur, ayakkabısını baÄŸlar, yüzünü yıkar, diÅŸini fırçalar, altı yaşında iki tekerlekli bisiklete binebilir, el becerileri gözle görülür bir ÅŸekilde geliÅŸir, DİL GELİŞİMİ VE ÖZELLİKLERİ İki üç yaÅŸ arası Tanıdığı yetiÅŸkinler ile rahatlıkla sohbet eder, reddetme ifadesi kullanabilir, cümle yapısı eriÅŸkin cümle yapısına benzemeye baÅŸlar, vücudunun parçalarını raharlıkla yapar, bütün komutları yerine getirebilir, kelime hazinesi hızla artar, Üç dört yaÅŸ arası KonuÅŸma ve cümle kurması eriÅŸkine iyice benzemeye baÅŸlar, kendine ait yaÅŸ, soyad gibi özellikleri bilir, ezberlediÄŸi ÅŸarkı sözleri vb. rahatlıkla söyler, eriÅŸkinler ile rahat sohbet edebilir, Dört altı yaÅŸ arası Grup halinde olan konuÅŸmalara katılır, hikaye ve masal anlatır, sayı sayar, kelime hazinesi iyice artmıştır, sıfatları rahat kullanmaya baÅŸlar, cümle yapısı ve ÅŸekli eriÅŸkinle hemen hemen benzer, isteklerini ayrıntıları ile anlatabilir, SOSYAL VE KİŞİLİK GELİŞİMİ ÖZELLİKLERİ İki üç yaÅŸ arası Evcilik oynar, ev iÅŸlerine yardım eder, çatal kullanır, giyimini kendi başına yapabilir, tuvaletini haber verir, bazı arkadaÅŸlarına daha fazla ilgi gösterir, Üç dört yaÅŸ arası DiÄŸer çocuklar ile etkileÅŸim ve iletiÅŸimi iyice artmıştır, yetiÅŸkinlerin söylediklerinin büyük çoÄŸunluÄŸunu anlar, oyunlarındaki kurallara uymaya çalışır, kıyafetlerinin tamamını çıkarabilir, gece tuvalet kontrolünü saÄŸlayabilir, el yüz yıkama diÅŸ fırçalama iÅŸlemini yapar. Dört altı yaÅŸ arası Sosyal hayata adapte olmaya çalışır, arkadaÅŸları ile uyumu artar, TV da bazı programları takip eder, kendine has özellikler belirir, etrafla etkileÅŸimi iyice artar, kendisi masal anlatabilir, KISACA; 2-3 YAÅž
3-4 YAÅž
4-5 YAÅž
ÇOCUÄžUN GELİŞİMİNDE GENEL BİLGİLER VE ÖZELLİKLER Çocuk yetiÅŸtirmek en büyük sanattır. Çocukların genel davranış özelliklerini anlamak, onların ruh dünyalarına inmek gerçekten her anne babanın yapabildiÄŸi bir ÅŸey deÄŸildir. Bazı anne babalar çocukların sadece fiziksel bakımlarına yönelik beslenme, barınma, saÄŸlık problemlerini gözetip onların olaylar karşısındaki düşündükleri ÅŸeyler, tepkileri, yorumları, üzüntüleri, sevinçleri hesaba katmazlar. KiÅŸisel görüşme ile haberleÅŸtiÄŸimiz Amerikalı bir saÄŸlık mensubu ÅŸunu söylüyor “acil saÄŸlık müdahaleleri yaparken olaylardan çocukların etkilendiÄŸini, bazı psikolojik problemlerin oluÅŸtuÄŸunu görüyorum, anne babalara veya bakım veren kiÅŸilere çocukların sıkıntılarını bahsettiÄŸimde, onlar çocuk ne olacak ki diyorlar, ben buna dayanamıyorum, onlarında ruh dünyası var” ÅŸeklinde yakınıyordu. Hatta günümüzde bırakın ruhsal sorunları, 2000 yılına girdiÄŸimiz bu günlerde, dünyada milyonlarca çocuk kötü bakımdan, basit saÄŸlık sorunlarından, kazalarda, salgın hastalıklarda, anne baba ihmaline baÄŸlı nedenler ile hayatını kaybediyor. Her bir çocuÄŸu ayrı bir dünya olarak kabul edip, onların ruhsal sorunlarına inebilmek, ancak eÄŸitim ve anne baba bilinçlendirilmesi ile olacaktır. Ayrıca çocukların yaÅŸadıkları ortamların, çevre imkanlarının, devletin saÄŸlayacağı imkanların çeÅŸitliliÄŸi ve kalitesi bu sorunların oluÅŸması ve sürecinde etkili olabilmektedir. Çocuk eÄŸitiminde çocuÄŸun gerektiÄŸi ÅŸekilde yetiÅŸtirilmesi ve onun topluma hazırlanması büyük oranda, anne babanın hayatın ilk gününden itibaren çocuk ile etkileÅŸimi, konuÅŸmaları, eÄŸitim açısından vermeye çalıştıkları, ev içerisindeki tutumları, etkili olmaktadır. Anne babaların çocuklarının normal bir ÅŸekilde sosyal, kiÅŸilik ve mental motor geliÅŸimin olması ve saÄŸlıklı bir psikolojik yapıya sahip olmaları için yapmaları gerekenler:
Anne-baba öncelikle çocuÄŸunu bağımsız bir birey olarak kabul eden, ona sevgi ile yaklaÅŸan ve olumlu iliÅŸki kurmaya çalışan kiÅŸiler olmalıdırlar. Bilinmelidir ki, sevgi temeline dayanan eÄŸitim, saÄŸlam ve baÅŸarılı eÄŸitimdir. Anne-baba, soyut düzeyde uyarı yerine, somut düzeyde eylemi temel almalıdır. Anne-baba öyle bir ortam hazırlamalıdır ki, çocuk sanki her zaman anne ve babası yanındaymış gibi kendini güvenli ve hiç yanında deÄŸilmiÅŸ gibi özgür hissetsin. Böyle bir aile ortamı çocuÄŸun kendine özgü anlayış ve düşüncesini ifade etme olanağı saÄŸlar. Buna karşın saÄŸlıksız bir aile, çocuÄŸun nasıl algılaması, düşünmesi ve davranması gerektiÄŸiyle ilgilenir. Çünkü bu ana-baba için, çocukları belirli bir kalıba sokmak, onu bağımsız olarak geliÅŸmesinden daha önemlidir. Anne-baba, çocuÄŸunun kiÅŸiliÄŸine saygı duyan, benlik saygısı üstün kiÅŸiler olmalıdır ki, çocuklarının benlik saygısı da üstün olabilsin. Anne-babalar kendi kendini yönetebilen bireyler yetiÅŸtirmek için gerekli psiko-sosyal ortamı hazırlamalıdırlar. Bunun için de aşırı koruyucu yaklaşımdan kaçınarak çocuÄŸun kendi kendini yöneten bir birey olmasına fırsat verilmelidirler. Kısacası, anne-baba, çocuÄŸa sevgi veren, giriÅŸim yeteneÄŸini ve özgüvenini kazanabilmesi için onu destekleyen kiÅŸiler olmalıdırlar. ÇocuÄŸa yeterli düzeyde desteÄŸin saÄŸlandığı bu ortamda anne-babanın saÄŸladığı disiplin ve eÄŸitimin nitelikleri olumludur. ÇocuÄŸun istemi hiçbir zaman engellenmez. Aşırı davranışları anlayışla karşılanır ve yumuÅŸak bir biçimde düzeltilir. Böyle bir esnek ortamda çocuk, cesaretli ve topluma uyumlu bir insan olarak yetiÅŸir. YaÅŸamını yapıcı çabalar üstüne kurmayı öğrenir. İdeal anne-babayı tanıtmak zor olmakla beraber baÅŸarılı anne-babalar, çocuÄŸun ihtiyaçlarını sezen, onlara uygun yanıtlar veren, aşırı hoÅŸgörülü veya katı olmayıp, çocuÄŸa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan, davranışlarında belirli bir kararlılık ve devamlılık saÄŸlayan, karşı çıkmadan önce her zaman çocuÄŸunun isteklerini dinleyen anne-babalardır. Yine baÅŸarılı anne-babalar, çocuÄŸunun kendi kendisini denetlemesini ya da iç denetim demek olan ahlak geliÅŸimine ortam hazırlayan, çocuktaki sorumluluk duygusunu geliÅŸtiren, olayların sonuçlarıyla onları baÅŸbaÅŸa bırakan, onlara hak ve özgürlüklerinin sınırını öğreten, çocuklarına korku silahını çevirmeksizin, kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetiÅŸmelerine imkan hazırlayan kimselerdir. AİLE İÇİ İLETİŞİM Etkili iletiÅŸimin temelinde bireyin kendisini tanıması, kendi deÄŸerlerinin ve tutumlarının farkında olması ve kendine güven yatar. İyi bir iletiÅŸimci ipuçlarını anında görür (jestler, mimikler, beden duruÅŸu) ve onları gerçekçi olarak deÄŸerlendirir. İLETİŞİM ENGELLERİ 1.Emir vermek, Yönlendirmek: Bu iletiler kiÅŸinin duygularının önemsiz olduÄŸu mesajını verir. KiÅŸi diÄŸer kiÅŸinin istediÄŸini yapma zorunluluÄŸunu hisseder. 2.Uyarmak, Gözdağı vermek: Bu iletiler de emir verme ve yönlendirmeye benzer; ancak kiÅŸinin vereceÄŸi yanıtın karşılığı olacak tümceleri de içerir. KiÅŸinin isteklerine saygı duyulmadığı mesajını verir. Bu durum kiÅŸide öfke ve düşmanlık yaratır. 3.Ahlak dersi vermek: Bu tür iliÅŸkilerde otoritenin ve zorunlulukların gücü kiÅŸiye karşı kullanılır. “yapmalısın, etmelisin” mesajlarını iletir ve bireyi karşı koymaya zorlar. 4.Öğüt vermek ve çözüm önerileri getirmek: KiÅŸinin sorunlarını kendi kendisine çözeceÄŸi yeteneÄŸinin olmadığına inanıldığını gösterir. 5.Öğretme, nutuk çekme, mantıklı düşünceler önerme: Bu durum aile içinde o anda herhangi bir sorun yokken çocuklar tarafından kabul edilebiliyor; ancak, sorun anında bu durum kabul edilmiyor ve daha fazla çatışmalara neden oluyor. Mantıklı düşünceler önerme çocuÄŸun mantıksız ve bilgisiz olduÄŸuna dair mesaj iletir. 6.Yargılamak, eleÅŸtirmek, suçlamak,aynı düşüncede olmamak: Bu iletiler çocuk üzerinde diÄŸerlerinden daha fazla olumsuz etki yapar. Bu deÄŸerlendirmeler çocuÄŸun benlik saygısını düşürür. Çocuklar hakkında yapılan olumsuz deÄŸerlendirmeler çocuÄŸun kendisini deÄŸersiz, yetersiz görmesine neden olur. 7.Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu deÄŸerlendirmeler yapmak: Genel inanç olarak bu durumun çocuÄŸa zarar vereceÄŸi hiç düşünülmez. ÇocuÄŸun öz imgesine uymayan deÄŸerlendirmelerin yapılması çocukta kızgınlık yaratır. Çocuklar bu iletileri anne babanın kendilerini yönlendirme ve isteÄŸini yaptırma giriÅŸimi için kurnazlık olarak yorumlarlar. “Siz böyle söyleyince sanki ben daha çok mu çalışacağım?” gibi düşünürler. Övgü ise baÅŸkalarının yanında yapılıyorsa çocuÄŸu utandırır. Aşırı övgü sonucunda çocuk buna alışır ve övülmeye gereksinim duymaya baÅŸlar. 8.Ad takmak, alay etmek: ÇocuÄŸun benlik saygısı üzerinde olumsuz etki yapar. 9.Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak: Bu durum çocuÄŸun konuÅŸmasını, kendi duygularını ifade etmesini engeller. 10.Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaÅŸmak: Anne babalar çocuklarının duygularını tam olarak anlamadıklarında ortaya çıkar. Böyle bir durumda sorun hiç yokmuÅŸ gibi algılanıp avutma eÄŸilimine gidilir.” Üzülme yarın her ÅŸey düzelecek, kendini daha iyi hissedeceksin” gibi mesajların verilmesi çocuÄŸun önemsenmediÄŸi hissini verir. 11.Soru sormak, sınamak, sorgulamak: Çocuk sorgulanıyor hissine kapıldığında bu durum onda güvensizlik, kuÅŸku oluÅŸturur. 12.Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, ÅŸakacı davranmak, konuyu saptırmak: Böyle iletiler yüzünden çocuk anne babasının onunla ilgilenmediÄŸini, duygularına saygı göstermediÄŸini belki de onu dışladığını, dikkâte almadığını düşünür. Çocuklar sorunlarını dile getirdiklerinde çok ciddidir. Åžaka ve espriyle karşılık vermek onları incitebilir ve itilmiÅŸlik kenara atılmışlık duygusunu verir. KonuÅŸmalarını engeller Savunmaya geçirir Kavgacı yapar, karşı saldırıya yöneltir Yetersiz olduklarını hissettirir Kızdırır, küstürür Oldukları gibi kabul edilemedikleri duygusunu uyandırır Sorunlarını çözmede kendilerine güvenilmediÄŸini hissettirir Anlaşılmadıklarını hissettirir Duygularının yersiz olduÄŸunu hissettirir Kızdırır, yılgınlığa uÄŸratır Sorgulanıyor duygusunu yaratır Anne ve babasının kendisiyle ilgilenmediÄŸi duygusunu uyandırır. DİNLEME BECERİLERİ Edilgin dinleme (sessizlik): karşısındakinin konuÅŸmasına olanak verme. Edilgin dinleme kiÅŸiye:
Kabul ettiÄŸini gösteren tepkiler: Sessizlik iletiÅŸimi engellemesine karşın çocuÄŸa kabul edilmediÄŸi izlenimini verir. Ona gerçekten tüm dikkâtimizi verdiÄŸimizi göstermeliyiz. Bunu yapmak içinse karşımızdakine sözlü ve sözsüz mesajlar iletmeliyiz. Hı hı, evet, seni anlıyorum…..gibi sözlü mesajlarla; baÅŸ sallama, jestler ve mimiklerle, beden duruÅŸu gibi sözsüz mesajlarla karşımızdakine onu dinliyor hissini vermemiz gerekir. KonuÅŸmaya açık davet: Çocuklar sorun ve duygularını dile getirmekte güçlük çekerler. KonuÅŸmak için yüreklendirilmek isterler. Åžu örnek cümlelerle konuÅŸmaya davet saÄŸlanabilir:
Etkin dinleme:Etkin dinlemede kişinin söylediklerinin gerçek anlamlarının kavranması gerekir. Etkin dinleme çocukların duygu boşalımına yardım eder. Çocukların duygularını keşfetmelerine yardımcı olur. Etkin dinleme çocukların olumsuz duygulardan korkmamalarına yardım eder, ana-baba-çocuk arasında sıcak bir dostluk geliştirir. Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek öylesine hoş bir duygudur ki, konuşan dinleyene karşı bir yakınlık duyar. Çocuklar sevgiye tepki verirler. Kişi empati kurup doğru olarak dinleyince karşısındakini anlar. Bir anlamda kişi kendisini karşısındaki kişinin yerine koyar. Empati kurmayı öğrenen anne ve babalar çocuklarına daha fazla anlayış göstermiştir. Etkin dinleme için:
Etkin dinlemenin en uygun zamanı çocuÄŸun sorunu olduÄŸunu gösterdiÄŸi andır. Ana-babalar çocuklarının duygularını dile getireceklerini duyacakları iÅŸin çoÄŸunlukla bu anı kolaylıkla yakalayacaklardır. Tüm çocukların öğretmenleri, arkadaÅŸları, ana- babalarıyla, kardeÅŸleri hatta kendileri ile ilgili problemleri olabilir. Bu sorunlar onların stres yaÅŸamalarına neden olabilir. Bu tür sorunların çözümü için yardım alan çocuklar daha kendine güvenli ve daha güçlü olurlar. Yardım almayanlarsa duygusal açıdan sorunlar yaÅŸarlar. Etkin dinlemenin uygun zamanını bilmek için ana-babaların “bir sorunum var” türünden tümceleri duymaya açık olmaları, ancak önce çok önemli olan “SORUN KİMİN?”ilkesini bilmelidirler. Ana-baba-çocuk iliÅŸkisinde aÅŸağıdaki gibi üç durum vardır: 1. ÇocuÄŸun herhangi bir gereksinimi engellenmiÅŸse sorunu var demektir. ÇocuÄŸun o anki davranışı anne-babanın gereksinimini karşılamasına somut bir biçimde engel yaratmadığı için sorun ana-babanın deÄŸil, SORUN ÇOCUÄžUNDUR. 2. ÇocuÄŸun gereksinimleri engellenmeyip karşılanmakta ve davranışı anne-babasının gereksinimini karşılamada somut bir engel de yaratmamaktadır. Bu nedenle İLİŞKİDE SORUN YOKTUR 3. ÇocuÄŸun gereksinimleri karşılanmakta ancak davranışı anne-babasının gereksiniminin karşılanmasını somut bir biçimde engellemektedir. Åžimdi SORUN ANNE-BABADADIR. ÇocuÄŸun sorunu olduÄŸu zaman anne-babanın ETKİN DİNLEMESİ için en uygun zamandır. Ancak sorun anne babadayken uygun deÄŸildir. Çocuk sorun yaşıyorsa etkin dinleme ile onun kendi sorunlarına çözüm bulmasına yardım edebilirsiniz. Etkin dinlemenin aşırı kullanılması ya da uygun zamanda ve durumda kullanılmaması iÅŸlerlik saÄŸlamaz. Bu nedenle daha öncede belirtildiÄŸi gibi zamanlamanın ve koÅŸulların saÄŸlanması gerekir. BEN DİLİ-SİHİRLİ DİL Genellikle anne ve babalar iletiÅŸimde “sen dili”ni kullanıyorlar sen iletileri duygu ifade etmez. genellikle emir verme yargılama, öğüt verme gibi iletiÅŸim engellerini içerir. ÖrneÄŸin:
Ana-baba çocuÄŸun davranışını kabul etmediÄŸi zaman o davranış nedeniyle ne hissettiÄŸini çocuÄŸa söylerse ileti “SEN İLETİSİ”nden “BEN İLETİSİ” ne dönüşür. Yani ben dilinde duygular konuÅŸur.
Gerçekten de çocuktan beklediÄŸimiz davranışların oluÅŸmasında “ben dili”nin ne kadar etkili ve doÄŸru bir iletiÅŸim aracı olduÄŸunu göreceksiniz. Ben dili çocuÄŸun ana babasının kabul edemediÄŸi davranışını deÄŸiÅŸtirmesinde daha etkili olduÄŸu gibi çocuk- ana baba iliÅŸkisi için de daha saÄŸlıklıdır. Ben dili çocuÄŸu direnmeye, isyan etmeye yöneltmez. ÖrneÄŸin dışarı çıkmak için direnen bir çocuÄŸa: “Hayır, hemen odana git, sokaÄŸa çıkamazsın” demek mi doÄŸrudur; yoksa “hava karardığı için sokaÄŸa çıkman beni endiÅŸelendiriyor. Bu yüzden gitmeni istemiyorum ama, yarın erken saatte arkadaÅŸlarınla birlikte olmana izin verebilirim.” demek mi doÄŸrudur? Tabii ki ilk cümle sen iletilerini içerdiÄŸi için çocukta bir direnme ya da isyana yol açacaktır. Ancak ikinci cümlede duyguların ifadesi söz konusu olduÄŸu için ben dilini kullanmak daha etkilidir. Çünkü ben dili davranışı deÄŸiÅŸtirme sorumluluÄŸunu çocuÄŸa devreder. SORUN ÇÖZME BECERİSİ Kızgınlık ve öfke duygusu, farkında olunan ya da olunmayan çatışmalardan kaynaklanır. Sadece kısa süreli duygusal gerginlikleri deÄŸil uzun süreli çatışmaları çözmek de, yaÅŸamın önemli bir parçasını oluÅŸturur. Çatışma deÄŸiÅŸik nedenlerden kaynaklanabiliyor çatışmaların çözümüne iki temel tutum içinde yaklaşılabilir. 1. Ben kazanacağım, o kaybedecek. (KAZAN / KAYBET) 2. Her ikimizin de sonuçtan memnun olması gerekir. (KAZAN / KAZAN ya da KAYBEDEN YOK ) yaklaşımları. Kazan / Kaybet Yaklaşımı: İki kiÅŸiden biri varılan sonuçtan hoÅŸnut kalmaz. Bu tutumda en güçlü olan, hileli davranan kazanır. Bu yöntem beraberinde karşılıklı iliÅŸkilerde güvensizliÄŸi getirir. Karşısındakini kaybetme pahasına tartışma taraflardan birince kazanılır. Kaybeden Yok Yaklaşımı: Bir çatışma konusu ortaya çıktığı zaman, taraflardan her biri sadece kendi isteÄŸinin yapılmasına olanak verecek bir çözümde ısrar edecek yerde, her ikisi de yaratıcı bir biçimde iki tarafı birden tatmin edecek bir çözüm yolu bulmaya çalışırlar. Çatışmayı çözebilecek deÄŸiÅŸik yollar düzenli bir biçimde gözden geçirilerek bu gerçekleÅŸtirilebilir. Sorun çözebilmek için kullanılabilecek aÅŸamalar: 1.Birinci aÅŸama: ÇATIÅžMAYI TANIYIN: Sizce sorun nedir? Bu konuda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Burada “BEN DİLİ” kullanmayı ve her ikinizi de memnun edecek bir çözüme ulaÅŸma tutumu içinde olduÄŸunuzu belirtmeyi ihmal etmeyin. 2.İkinci aÅŸama: BİR ÇOK ÇÖZÜM YOLU ORTAYA KOYUN: BeÅŸ yada on dakika gibi belirli bir zaman süresi içinde aklınıza gelen çözümleri. İyi ya da kötü, mümkün ya da deÄŸil gibi süzgeçlerden geçirmeden olduÄŸu gibi ortaya koyun. Bu aÅŸamada amaç sorunla ilgili olabildiÄŸi kadar çok sayıda çözüm yolunu bir liste halinde ifade edebilecek duruma gelmenizdir. 3.Üçüncü aÅŸama: ÇÖZÜM YOLLARINI DEÄžERLENDİRİN: Bu aÅŸamada her çözüm yolunu deÄŸerlendirerek, bu çözüm yollarının her birinizi tatmin ettiÄŸini tartışacaksınız. Bu evrede kiÅŸilerin dürüstçe düşüncelerini ifade etmeleri önemlidir. Bir çözüm tarzını istemediÄŸi halde karşısındaki memnun olsun diye kabul etmek, iki kiÅŸinin arasındaki iliÅŸkinin saÄŸlığı bakımından sakıncalıdır. 4.Dördüncü aÅŸama: EN İYİ ÇÖZÜMDE ANLAÅžIN: Åžu ana dek bütün seçenekleri gözden geçirmiÅŸ bulunuyorsunuz. Åžimdi her ikinizi de en çok tatmin edecek kararı verme durumudur bu karara ulaÅŸtıktan sonra çözümün ne anlama geldiÄŸi bir kez daha her iki kiÅŸi tarafından ifade edilir. 5.BeÅŸinci aÅŸama: ÇÖZÜMÜ UYGULAMAYA KOYUN: Bu evrede çözümün ayrıntılarını konuÅŸmaya baÅŸlarsınız. Burada ayrıntılardan kastedilen, çözüm uygulamaya konduÄŸunda her iki tarafça ne gibi uyarlamalar ve ayarlamalar yapılması gerektiÄŸinin konuÅŸulmasıdır. Çözüm bir planlamayı gerektiriyorsa hemen planlamaya baÅŸlayın. Burada üzerinde durulması gereken nokta çözümün uygulanmaya geçebilmesi için gerekli iÅŸlemlerin her iki kiÅŸi tarafından anlaşılmış olmasıdır. 6.Altıncı aÅŸama: ÇÖZÜMÜ GÖZDEN GEÇİRME: Bir çözümün gerçekten uygulanabilir ve uygulanamaz olduÄŸunu denemeden anlamak zordur. Çözümü bir süre uyguladıktan sonra gözden geçirmek üzere bir araya gelmekte büyük fayda var. Bu durumdan sonra çözüm tarzında bazı deÄŸiÅŸiklikler önerilebilir. Hatta öyle bir durum olabilir ki çözümü her iki taraf tatmin edici bulmayıp yeniden gözden geçirmek gereÄŸi duyulabilir. Önemli olan sorunun altında ezilmek yerine her iki tarafı da hoÅŸnut edecek bir çözüme ulaşıncaya kadar yaratıcı bir biçimde sorunla uÄŸraÅŸmak yapıcı çözüm önerileri getirmektir. Zaten anlatılan tüm bu bilgiler yerine geldiÄŸinde iliÅŸkiler daha yapıcı olacak ve karşılıklı olarak birbirini anlama söz konusu olacaktır. Tanrım, bana; DeÄŸiÅŸtiremeyeceÄŸim ÅŸeyleri kabul etmek için SÜKÛNET, DeÄŸiÅŸtirebileceklerimi deÄŸiÅŸtirmek için CESARET, İkisini birbirinden ayırabilmek için de AKIL VER. Her aile gerek açık gerekse kapalı olarak kurallarını belirlemiÅŸtir. SaÄŸlıklı ailede kurallar gizli deÄŸil açık olarak belirlenmiÅŸtir. Aile içindeki bireyler birbirlerinin iyi tanırlar, duygular karşılıklı olarak hissedilir. Evde eÅŸitlik söz konusudur. Mutlaka ki zaman zaman her evde küçük de olsa çatışmalar yaÅŸanır. Hiç çatışma yaÅŸanmayan bir evde büyük olasılıkla maskeler takılıdır. Yani sosyal maskeler iletiÅŸimde bulunuyordur. Çatışma uzun süreli iliÅŸki içinde olan kiÅŸiler arasında doÄŸal olarak ortaya çıkar. Önemli olan çatışmanın çıkmasını önlemek deÄŸil, çatışma çıktığı zaman kiÅŸilerin birbirleriyle nasıl etkileÅŸim kuracağının bilinmesidir. Aralarında çıkan çatışmayı birbirlerini kırmadan çözebilme becerisini gösteren çiftler saÄŸlıklı bir aile kurar. SaÄŸlıklı bir ailede sorunları çözmek için kullanılan yöntemler:
SaÄŸlıksız ailede gizli kurallar: SaÄŸlıksız ailede kurallar bilinçaltındadır. Gizli ve açığa çıkmamıştır. Bu kuralları kimse tartışamaz. İşte saÄŸlıksız ailede geçerli olan kurallar ÅŸunlardır: 1.Denetleme: çocuk duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir. Ya da duygularını ifade edemez, bastırır. Söyleyeceklerini hep önceden kestirmek zorundadır. KendiliÄŸinden ortaya çıkan davranış kötüdür, affedilmez. Bu tür ailelerde saÄŸlıklı bir güven ortamı söz konusu deÄŸildir. 2.Mükemmeliyetçilik: Yapılan her iÅŸte, girilen her sınavda kiÅŸinin mükemmel olması beklenir. Her ÅŸey göstermeliktir, baÅŸkasının beÄŸenmesi için yapılır. Mükemmeliyetçilik kiÅŸinin kendi gerçeÄŸinin hiçbir deÄŸeri olmadığını kendi düşünüş ve deÄŸerlendiriliÅŸinin önemsiz olduÄŸunu ifade eder. Bu ortamda yetiÅŸen çocuÄŸun temel duygusu umutsuzluktur. Kendilerini deÄŸersiz, yetersiz bulurlar. 3.Suçlama: Suçlama olayları olduÄŸu gibi kabul etmemenin bir sonucudur. Yapılan suçlamalar her ÅŸeyin denetim altında tutulması gerektiÄŸi ve yapılan herÅŸeyin mükemmel olmasının zorunlu olması gerektiÄŸini ortaya çıkarır. Bu durum ise kiÅŸide kaygı ve utanç duygularını yaratır. 4.BeÅŸ temel özgürlüğün inkârı: SaÄŸlıksız ailede kiÅŸilerin doÄŸal olarak geliÅŸtirdikleri algılama, duygu, düşünce, davranış, arzu ve amaçları inkâr edilir. “içinden geldiÄŸi gibi deÄŸil; mükemmeliyetçi kurala uyarak, baÅŸkalarının senden beklediÄŸi biçimde algıla, duygulan, düşün,davran, arzu et, ve amaç edin.” Bu durum kiÅŸini kendi gerçeÄŸini inkâr etmesine neden olur. Böylece kiÅŸi tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla iliÅŸkisi kopuk, robot gibi yaÅŸar. Böyle bir kiÅŸinin mutlu olması da sözkonusu olmaz. 5.KonuÅŸmanın yasak olması: SaÄŸlıksız bir ailede özellikle çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine olanak verilmez. Bu duru çocuklarda deÄŸersizlik duygularına neden olur. 6.Küskünlük ve kırgınlıkların sürdürülmesi: Aile içindeki kırgınlık ve küskünlüklerin sürdürülmesi, kiÅŸilerin birbirlerini anlamasını ve sorunun çözülmesini engeller. 7.Kimseye güvenmeme: SaÄŸlıksız bir ailede kimse kimseye güvenmez. Aslında güven var gibi görünse de temelde güvensizlik vardır. SaÄŸlıksız ailede yetiÅŸen kiÅŸi kimseden saygı ve gerçek sevgi görmediÄŸi için kimsenin kendisine yardım edemeyeceÄŸine inanır. Yardım etmek isteyenlerin “mutlaka art düşüncesi vardır, çıkarı vardır” diye düşünür. SaÄŸlıksız ailede yetiÅŸen kiÅŸilerin kendilerine güveni olmaz. Bu kiÅŸiler mutlaka dıştan denetimli bireyler olurlar. “Temelinde sevgi olan hiçbir eÄŸitim baÅŸarısızlığa uÄŸramaz” Pestallozi ÇOCUÄžUNUZUN YAÅžINA UYGUN BOY VE KİLO ÖLÇÜLERİ 1-KIZ ÇOCUKLARDA NORMAL BOY GELİŞİMİ ÖLÇÜLERİ Not:bu sınırlar en alt ve en üst deÄŸerler olup aradaki deÄŸerler normal sınırlarda kabul edilmektedir.
2-KIZ ÇOCUKLARDA NORMAL KİLO GELİŞİMİ ÖLÇÜLERİ Not:bu sınırlar en alt ve en üst değerler olup aradaki değerler normal sınırlarda kabul edilmektedir.
3-ERKEK ÇOCUKLARDA NORMAL BOY GELİŞİMİ ÖLÇÜLERİ Not:bu sınırlar en alt ve en üst değerler olup aradaki değerler normal sınırlarda kabul edilmektedir.
4-ERKEK ÇOCUKLARDA NORMAL KİLO GELİŞİMİ ÖLÇÜLERİ Not:bu sınırlar en alt ve en üst değerler olup aradaki değerler normal sınırlarda kabul edilmektedir.
NOT:Boy ve kilo ölçülerinde Prof .Dr. Olcay Neyzi , pediatri 1993 , 1.cilt ten faydalanılmıştır. (nobel kitabevi 2.baskı) ÇocuÄŸunuzun Ruh SaÄŸlığı Bu yazıyla ilgilenip okuduÄŸunuza göre bir yetiÅŸkin olmalısınız. ÇocuÄŸunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en iyi yolu bulmanın zor olduÄŸu zamanlar vardır. ÇocuÄŸunuz sizi ÅŸaşırtan, canınızı sıkan ya da çok korkutan davranışlar gösteriyor olabilir. Bu tür davranışların bir bölümü, geliÅŸme ve büyümenin normal sonuçları olabilir. EÄŸer çocukların ruh saÄŸlığı hakkında daha çok ÅŸey öğrenmek istiyorsanız bu yazıyı okumaya devam edin. Ruh SaÄŸlığı Ne Demektir? Ruh saÄŸlığı, yaÅŸam olayları karşısında neler düşündüğümüz, neler hissettiÄŸimiz ve nasıl davrandığımızdır. Ruh saÄŸlığı, kendimize, yaÅŸamımıza ve tanıdığımız ve ilgilendiÄŸimiz insanlara nasıl baktığımızdır. Ayrıca ruh saÄŸlığı, zorlanma karşısındaki davranışlarımızı, insanlarla kurduÄŸumuz iliÅŸkileri, tercihlerimizi ve seçimlerimizi belirler. YaÅŸamın her döneminde fiziksel saÄŸlık kadar ruh saÄŸlığı da önemlidir. Ruh SaÄŸlığı Problemleri Bir çocuÄŸun ateÅŸinin yükseldiÄŸi kolayca anlaşılabilir, fakat ruh saÄŸlığının bozulduÄŸunu anlamak daha zordur. Çünkü ruh saÄŸlığı ile ilgili problemler her zaman gözle görülmeyebilir ama belirtilerini anlamak mümkündür. Ruh saÄŸlığı problemleri teÅŸhis edilebilmektedir. Ruh saÄŸlığı uzmanları belirtilerle ilgili bilgileri toplamakta ve incelemektedirler. Depresyon ve kaygı ile uyum, yeme bozuklukları ve dikkat eksikliÄŸi/hiperaktivite ruh saÄŸlığı problemlerinden bazılarıdır. Ruh saÄŸlığı problemleri, her beÅŸ çocuktan birinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Ne yazık ki, ruh saÄŸlığı bozulan çocukların tahminen üçte ikisi ihtiyaçları olan yardımı almamaktadır. Pek çok çocuk ve ergen, kısa süreli bir tedavi görerek atlatabilecekleri ve ciddi bir ruh saÄŸlığı problemine dönüşmeyebilen duygusal zorlanma dönemleri yaÅŸarlar. ÖrneÄŸin, sevilen birinin kaybı, aile iliÅŸkilerinde bir deÄŸiÅŸme bu tür problemlere yol açabilir. Bir çocuÄŸun ruh saÄŸlığı zihinsel kapasitesi ile iliÅŸkili deÄŸildir. Ruh saÄŸlığı sorunları olmayan çocuklarınki gibi ruh saÄŸlığı sorunları olan çocukların da zeka düzeyleri düşükten (zihinsel gerilik) yükseÄŸe kadar deÄŸiÅŸebilir. Özel eÄŸitim, fiziksel saÄŸlık sorunları olan öğrencilerin ihtiyacı olduÄŸu kadar çeÅŸitli ruh saÄŸlığı sorunları olan çocukların ve ergenlerin de özel ihtiyaçlarını karşılamaya yardım eden okulların destek hizmetlerinden biridir. Özel eÄŸitim alan herkesin ruh saÄŸlığı sorunu olması gerekmediÄŸi gibi, ruh saÄŸlığı sorunu olan her çocuk ve ergenin de özel eÄŸitim alması gerekmemektedir. Ciddi Duygusal Rahatsızlıklar Çocuklar ve ergenler için “ciddi duygusal rahatsızlıklar” deyimi, günlük yaÅŸamı ve evde, okulda ya da toplum içindeki iÅŸlevleri ciddi bir ÅŸekilde engelleyen rahatsızlıklar için kullanılır. Ciddi duygusal rahatsızlık her 20 gençten birinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Bu tür ruh saÄŸlığı sorunları, yardım edilmezse, okulda baÅŸarısızlığa, alkol ya da ilaç kullanımına, aile ile çatışmaya, ÅŸiddete ve hatta intihara yol açabilir. Nedenler Küçük çocukların ruh saÄŸlığı sorunlarının temelindeki nedenlerin hepsini bilmiyoruz. Bu sorunların hem çevre hem de biyolojik yapıyla ilgili olduklarını biliyoruz. Biyolojik nedenler içinde, kalıtım, kimyasal dengesizlik ve merkezi sinir sisteminin zarar görmesi sayılabilir. Tıp uzmanları bunlara nörobiyolojik beyin bozuklukları demektedirler. Pek çok çevresel faktör çocukları tehlikeye sokabilir. ÖrneÄŸin, ÅŸiddete, istismara, ihmale, ölüm ya da boÅŸanma nedeniyle sevilen birinin kaybına ya da bozuk iliÅŸkilere maruz kalan çocuklar için ruh saÄŸlığı bozulma riski daha fazladır. DiÄŸer risk faktörleri, ırk, cinsel yönelim, din ya da yoksulluk nedeniyle reddedilmeyi içerir. Vazgeçmeyin ÇocuÄŸunuz için doÄŸru yardımı buluncaya kadar aramayı sürdürmeniz önemlidir. Bazı çocukların ve ailelerin psikolojik danışmaya ya da desteÄŸe ihtiyaçları vardır. DiÄŸerlerinin de tıbbi bakıma, ev bakımına, ayakta tedaviye, eÄŸitim hizmetlerine, yasal yardıma, hakların korunmasına, yer deÄŸiÅŸtirmeye ya da danışmanlığa ihtiyaçları olabilir. Bazı aileler, baÅŸkalarının ne söyleyeceÄŸinden ya da ne düşüneceÄŸinden korkarak yardım aramazlar. Bakımın maliyeti, sınırlı sigorta hakları ya da hiç bir saÄŸlık sigortasının olmaması gibi baÅŸka engeller de çıkabilir. Bunlar aileniz için gerçek sorunlar olabilir ama tedavi gereklidir. Bazı ruh saÄŸlığı yardım kurumları ya da toplum ruh saÄŸlığı merkezleri, ailenin ödeme gücüne göre ücretleri ayarlayabilmektedirler.Yardım arama sizin çok sabırlı ve ısrarlı olmanızı gerektirebilir. ÇocuÄŸunuzun Ruh SaÄŸlığının Korunması Ana-baba olarak çocuÄŸunuzun fiziksel güvenliÄŸinden ve duygusal rahatlığından sorumlusunuz. Bir çocuÄŸu büyütmenin tek bir doÄŸru yolu yoktur. Ana-babalık tarzları deÄŸiÅŸir fakat çocuÄŸunuz için yapılması gerekenler aynıdır. AÅŸağıdaki önerilerde eksiklik olabilir. GeliÅŸim dönemleri, yapıcı problem çözme, disiplin tarzları ve diÄŸer ana-babalık becerilerine iliÅŸkin kütüphanelerde ve kitapçılarda yararlı kitaplar bulabilirsiniz. Besleyici gıdalar, düzenli saÄŸlık kontrolleri, aşı ve sporun yanısıra, çocuÄŸunuza güvenli bir ev ve çevre saÄŸlamak için elinizden geleni yapın. Çocuk geliÅŸim dönemlerini öğrenin, böylece çocuÄŸunuzun yapabileceÄŸinden azını ya da fazlasını beklemeyin. ÇocuÄŸunuzu duygularını ifade etmeye teÅŸvik edin ve duygularına saygı gösterin. ÇocuÄŸunuza herkesin acı, korku, öfke ve kaygı yaÅŸadığını anlatın. Bu duygularının kaynaklarını öğrenmeye çalışın. ÇocuÄŸunuzun öfkesini olumlu bir ÅŸekilde, ÅŸiddete baÅŸvurmadan göstermesine yardım edin. Aranızdaki saygı ve güveni geliÅŸtirin. AnlaÅŸamadığınızda bile sesinizi yükseltmeyin. İletiÅŸim kanallarını açık tutun. ÇocuÄŸunuzu dinleyin. ÇocuÄŸunuzun anlayabileceÄŸi kelimeler ve örnekler kullanın. Onu soru sormaya teÅŸvik edin. Rahatlık ve güven verin. Dürüst olun. Olumluluklar üzerinde durun. Her konuda konuÅŸmaya istekli olduÄŸunuzu gösterin. Kendi problem çözme ve baÅŸ etme becerilerinize bakın. İyi bir örnek misiniz? EÄŸer çocuÄŸunuzun duygularından ve davranışlarından bunaldıysanız ya da kendi engellenmelerinizi ya da öfkenizi kontrol edemiyorsanız yardım arayın. ÇocuÄŸunuzun yeteneklerine destek olun, sınırlılıklarını kabul edin. Hedefleri baÅŸka birinin beklentilerine göre deÄŸil çocuÄŸunuzun yeteneklerine ve ilgilerine göre oluÅŸturun. BaÅŸarılarını kutlayın. ÇocuÄŸunuzun yeteneklerini baÅŸka çocuklarınkilerle kıyaslamayın. ÇocuÄŸunuzu tek başına deÄŸerlendirin. ÇocuÄŸunuzla birlikte olmak için düzenli olarak zaman ayırın. ÇocuÄŸunuzun bağımsızlığını destekleyin ve kendilik deÄŸerini artırmasına yardım edin. YaÅŸamın iniÅŸ çıkışlarında çocuÄŸunuzun yanında olun. ÇocuÄŸunuzun problemlerin üstesinden gelebileceÄŸine ve yeni yaÅŸantılarla baÅŸ edebileceÄŸine güvendiÄŸinizi gösterin. Yapıcı, açık ve tutarlı bir disiplin uygulayın (Disiplin fiziksel ceza deÄŸildir, disiplin bir öğretim ÅŸeklidir). Bütün çocuklar ve aileler farklıdır; çocuÄŸunuz için hangi yolun daha etkili olduÄŸunu öğrenin. Olumlu davranışlarını onaylayın. ÇocuÄŸunuzun hatalarından ders almasına yardım edin. KoÅŸulsuz sevin. Özür dileme, iÅŸbirliÄŸi, sabır, bağışlama ve baÅŸkalarıyla ilgilenmenin önemini öğretin. Uyarı NiteliÄŸindeki Belirtileri Tanıyın ÇeÅŸitli uyarılar, bir çocuÄŸun ya da ergenin muhtemel ruh saÄŸlığı problemine iÅŸaret ediyor olabilir. Bu uyarı niteliÄŸindeki iÅŸaretlerin bir bölümü aÅŸağıda verilmektedir. ÇocuÄŸunuzun ÅŸu belirtileri gösterip göstermediÄŸine dikkat edin Duygularla ilgili güçlükler
Büyük değişimler
Sınırlılıklar
Sorun yaratan davranışlar
Hemen Yardım Arayın Eğer çocuğunuz bu belirtilerden birini gösteriyorsa ya da belirtiler ciddiyse, hemen bir yardım arayın. Doktorunuzla, okuldaki danışman-rehber öğretmenle ya da çocuğunuzun ruh sağlığı problemi olup olmadığını değerlendirebilecek bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşun. Her çocuğun ruh sağlığı önemlidir. Pek çok çocuğun ruh sağlığı problemleri vardır. Bu problemler gerçektir, acı vericidir ve ciddi olabilir. Ruh sağlığı problemleri anlaşılabilir ve tedavi edilebilir. PSİKOLOG MİNE ÖZKAMALI BENZER YAZILAR:
Bu yazı
Pazar, 02 AÄŸustos 2009, 21:02 tarihinde
Anne ve Bebek kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
|
|

YORUM YAZ
Favorilerinize ekleyin!