|
Farenin Öyküsü
FARENİN ÖYKÜSÜ Evin  minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eÅŸinin mutfakta bir paketi  açtıklarını gördü. Kendi  kendine: Minik  fareyi telaÅŸ içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı  ve gıdakladı: Koyun  anlayışla karşıladı ama, Minik  fare çaresizlik içinde ineÄŸe döndü ve, O  gece evin içinde sanki ölüm sessizliÄŸi vardı. Minik farecik aç ve susuzdu.Tam  yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliÄŸini  bölen gürültü, fare kapanından geliyordu. Çiftçi,  karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehiri temizledi sardı. Çiftçi  karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateÅŸi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu.  Kadıncağız ateÅŸ ve ter içinde kıvranıp duruyordu. Böyle  durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduÄŸunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını  alıp bahçeye koÅŸtu. Karısı  taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan  komÅŸular ziyarete geldiler. Onlara  ikram etmek için çiftçi koyununu kesti. Çiftçinin  karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç  gün sonra çiftçinin karısı iyileÅŸemedi ve öldü. Cenazesine  çok sayıda kiÅŸi gelince hepsine yeterli et saÄŸlamak için çiftçi ineÄŸi mezbahaya  yolladı… Fare  tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliÄŸinden izledi. ”Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluÄŸudur” BENZER YAZILAR:
Bu yazı
Pazar, 02 AÄŸustos 2009, 21:28 tarihinde
Genel kategorisi altında yayımlandı.
Bu yazıya yapılacak yorumlardan haberdar olmak için RSS 2.0 beslemesini kullanabilirsiniz.
Yorum yapabilirsiniz, veya kendi sitenizden geri izleme yapabilirsiniz.
|
|

YORUM YAZ
Favorilerinize ekleyin!