<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.3" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>EFENDi FORUM</title>
	<link>http://www.forumunefendisi.com</link>
	<description>Yeni Nesil Bilgi Paylaşım Platformu</description>
	<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 20:50:30 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.3</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Vajinusmus</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/vajinusmus.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/vajinusmus.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 20:50:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>

		<category><![CDATA[ilk gece korkusu]]></category>

		<category><![CDATA[kızlık zarı]]></category>

		<category><![CDATA[vajina]]></category>

		<category><![CDATA[vajinusmus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/vajinusmus.html</guid>
		<description><![CDATA[ VAJİNİSMUS
Vajinismus; vajen girişindeki kasların kasılması ve herhangi bir girişe izin vermemesi durumudur. Kasılmasının sebeplerinin bazıları geçmişte yaşanan yanlış cinsel öğrenmeler, korkular yatar, yaşanılan olaylar korkular nedeni ile cinsel ilişki esnasında kadın vücudunda kilitlenmeler ortaya çıkmaktadır.
Bu kasılmalar vajen dışında kadının tüm vücudunda meydana gelir, panik yaşayan kadın bacaklarını kapama gibi hareketler meydana getirir. Vajinismus genellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center> <a href="http://www.000webhost.com/26778.html" target="_blank"><img src="http://www.000webhost.com/images/banners/468x60/banner2.gif" alt="Free Web Hosting" width="468" height="60" border="0" /></a></center></-> <h2 align="justify">VAJİNİSMUS</h2>
<p align="justify">Vajinismus; vajen girişindeki kasların kasılması ve herhangi bir girişe izin vermemesi durumudur. Kasılmasının sebeplerinin bazıları geçmişte yaşanan yanlış cinsel öğrenmeler, korkular yatar, yaşanılan olaylar korkular nedeni ile cinsel ilişki esnasında kadın vücudunda kilitlenmeler ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Bu kasılmalar vajen dışında kadının tüm vücudunda meydana gelir, panik yaşayan kadın bacaklarını kapama gibi hareketler meydana getirir. Vajinismus genellikle ilk ilişkiniz sırasında meydana gelmektedir, bazı kadınlarda ise ilk cinsel ilişkilerinden sonra da görülmektedir.</p>
<p>Vajinismus sorunu yaşayan kadınların bir çoğu doktora muayene olmaktan çekinirler, muayene sırasında da ilişkide olduğu gibi panik yapıp bacaklarını sım sıkı kapatıp, ağlama krizleri yaşayabilirler. Bu problemi yaşayan kadınlarda ilişkiye girmemek için çeşitli savunma sistemleri oluştuğu görülmektedir ;</p>
<p>- Vajinasının dar olduğu bu nedenle ilişkiye giremiyor olma düşüncesi</p>
<p>- Kızlık zarının çok dar olması ve bu nedenle ilişkiye giremiyor olma düşüncesi</p>
<p>- Cinsel arzularının olmaması düşüncesi</p>
<p>Anlattığımız gibi bütün bunlar aslında vajinismus hastalarının bulduğu savunma sistemleridir. Her insan canının yanacağını düşündüğü veya korktuğu davranışları yapmaktan çekinir. Oysa ki tıbbi bazı gerçekler vardır, vajina esnektir ve doğumda bir çocuğun kafasının çıkabileceği kadar genişleyebilir. Bu genişlemede normal vajina boyutunun 10 katı büyüklüğündedir.</p>
<p>Vajinismus sorunu olan kadınlarımızın ilişkiye girmemekle beraber içlerinde çeşitli duygular meydana gelebilir;</p>
<p>Sıkıntı, kaygı başlar ve bununla beraber yeterli olmadığı duygusuyla kendisini suçlamaya başlayabilir. Bu korkunu, gösterilen tepkini, fazla olduğunu bilmesine, mantıklı düşünebilmesine rağmen çoğu kadın için bu durum çözülemez bir problemdir. Kadınlar bir iç çatışma yaşamaya başlayabilirler, ben eşimi seviyorum, onu arzuluyorum, ailem ve ben onu tamamen kabul ediyoruz, yasalarca bu durumumuz kabul edilmiş, buna rağmen ben neden eşimle ilişkiye giremiyorum gibi iç karmaşalar, bunalımlar yaşayabilirler. Bazen de bu sorunlu durumları karşısında; vurdum duymazlık yaşayarak, beni kabul eden böyle de kabul etsin gibi savunma mekanizmaları geliştirerek, rahatlamaya çalışsa da sorun git gide büyür ver hatta evlilikler boşanmayla bile sonlanabilir.</p>
<p>Vajinismus sorunu olan kadınların eşleriyle ilişkileri de çok hassastır. Başlangıçta eşinin bu sorununu olumlu karşılayan beyler, daha sonraları, gergin, öfke veya kırılganlık duygularıyla eşleriyle çatışma yaşayabilirler. Bedensel sağlıkları yerinde olupta cinsel ilişkiye girememelerini anlamlandırmakta güçlük çekmeye başlayabilirler, hatta kendilerinde de ereksiyon (sertleşme) sorunu ortaya çıkabilir. Bunların arkasından tahammülü azalan eş aldatma yolunu tercih de edebilir. Bunun yanında, bazen de beyler eşlerinin bu sorununu önemsemeyerek tedavi olmayı reddederler yada tedaviyi sürekli erteleme ihtiyacı duyabilirler, bunu beylerin de sizin gibi cinsel kaygıları olabilmesi ihtimaline bağlayabiliriz, onların da penislerinin zarar görebileceği düşüncesiyle ilişkiden korkabilecekleri ve sizlerin de onları anlamanız gerektiği üzerinde durulması gereken önemli bir husustur. Vajinismus; her iki cinsin de ortak sorunu olarak ele alınmalı ve karşılıklı suçlama olmadan, sorunun çözümüne gidilmelidir.</p>
<p>Vajinismus sorunu olan kadınlar kendilerinin yada etraftan duydukları öğretilerle bu sorunu kendilerince çözme amacında olabilirler. Bunlara kötü çözümler hatta çözümsüzlükler diyoruz; nedir bu çözümsüzlükler, belki bir çoğunuz bu yolları denediniz: örneğin, anestezi altında cinsel ilişkiye girme çabaları, uyutularak vajen kaslarının gevşemesiyle cinsel ilişkinin gerçekleştirilmesi&#8230; belki çözüme ulaşabilinecek bir yol gibi gözükebilir, fakat kimi kadınlarda bu daha büyük sorunlara yol açabilir, kadın uyanık olduğunda cinsel ilişkiden yine korkabilir fakat bu durumda, beyler daha önce anestezi altında ilişkiyi gerçekleştirmiş olan eşe zorlayıcı bir tutum sergileyebilir, böylece kadının korkuları daha da artabilir, bunun yanında kendi kontrolü dışında ilişkiye giren kadın psikolojik olarak olumsuz yönde etkilenebilir. Bir başka kötü yöntem de vajene botox yapılmasıdır, böylece vajen kasının kasılması engellenmektedir, fakat bu yaklaşımda vajinismus hastaları için geçerli olmamaktadır. Üçüncü olarak vajinismus sorunu olan kadınlara antidepresan verilmesidir, bazı antidepresan ilaçların cinsel isteği azaltıcı etkileri olduğu göz ardı edilmemelidir, vajinismus sorununa birde cinsel isteksizlilik gibi bir sorun daha ilave olmasına neden olabilir. Kas gevşeticiler yada alkol alarak sarhoş olup cinsel ilişkiye girme çabaları da olumsuz sonuçlanabilir. Aslında çok kolay tedavi edilebilen vajinismus işte bu şekildeki yanlış uygulamalarla daha da ilerleyen bir sorun halini alabilir.</p>
<p>Tam olarak nedeni bilinmese de vajinismusun olası nedenlerine baktığımızda ilk sırada; büyüme çağında, genç kızlara öğretilen cinselliğin, ayıp, günah, pis bişey olması öğretilerini görebiliriz, bu tarz katı öğretiler kadınların, aman zarım yırtılmasın güdüsüyle şartlandırıldıkları gerginlikle evlendikleri zamanda işlevini devam ettirecek ve ilişki kuracakları zaman önlerine çıkacaktır. Başka bir neden himen (kızlık zarı) yırtılmasının çok acı vereceği, şakır şakır kanlar akacağı, günlerce oturamayacağı fikirleri, diğer bir neden gerçek anlamda organik (bedensel) sorunu olanlar vajen darlığı, vajen girişindeki acı veren yara - ve son olarak da, sözel ya da cinsel anlamda tacize tecavüze uğramış olmak&#8230;</p>
<p>Her ne sebepten olursa olsun vajinismus&#8217;un nedenleri psikolojiktir ve çiftler destek almak isterlerse her zaman tedavi olabilirler.</p>
<p>Vajinismus birçok ülkede ve birçok kadının yaşadığı bir hastalık olmasına rağmen sadece kendilerinin yaşadıklarını düşünerek doktora veya kimseye açılamamaktırlar.</p>
<p>Cinsellik yemek içmek kadar normal bir davranış ve bir ihtiyaç olduğunu unutmayalım.
</p>
<p> <a href="http://www.forumunefendisi.com/vajinusmus.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=44&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_44" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/vajinusmus.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Platonik Aşk Çeşitleri</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/platonik-ask-cesitleri.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/platonik-ask-cesitleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 20:35:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Aşk]]></category>

		<category><![CDATA[işyeri aşkı]]></category>

		<category><![CDATA[mahalle aşkı]]></category>

		<category><![CDATA[okul aşkı]]></category>

		<category><![CDATA[platonik aşk]]></category>

		<category><![CDATA[ünlü aşkı]]></category>

		<category><![CDATA[yaz aşkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/platonik-ask-cesitleri.html</guid>
		<description><![CDATA[Flash("http://www.forumunefendisi.com/super_teklif/468X60.swf?surl=http://www.superteklif.com/Main/SuperUyeFormu.aspx?bid=e527d248-418b-4ca6-9c30-0508c653378b",468,60) OKUL`da
Bu en klasik platonik aşk mekanlarından biridir.. Zamanımızın çoğunu burda geçirdigimiz için tabiki. Ders dışındaki çok konuda da zihnimizi çalıstırırız.Asok olunan kisi kiz yada erkek olsun genelde üst sınıflardandır. Ama yaşı sizden fazla büyük olmaz, bi kaç yaş yeterlidir bunun için. Platonik aşkın karizmatik hareketleri vardir, suratına bakmaya doyulmaz. Eğer bu şahıs okul takımlarından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><strong>OKUL`da</strong><br />
Bu en klasik platonik aşk mekanlarından biridir.. Zamanımızın çoğunu burda geçirdigimiz için tabiki. Ders dışındaki çok konuda da zihnimizi çalıstırırız.Asok olunan kisi kiz yada erkek olsun genelde üst sınıflardandır. Ama yaşı sizden fazla büyük olmaz, bi kaç yaş yeterlidir bunun için. Platonik aşkın karizmatik hareketleri vardir, suratına bakmaya doyulmaz. Eğer bu şahıs okul takımlarından birinde oynuyorsa mutlaka her maçına gidilir, hayran hayran seyredilir. Belli edilmesede &#8216;bi gün mutlaka benim olcaksin&#8217; diye içten bağrılıp durulur ve hırs yapmak da ihmal edilmez. Hatta bazen bu düşünce abartilip kendisiyle konusacak kadar saçmalamaya başlanabilir. En büyük yıkım bi gün gelip de platonik aşkın kendisine sevgili bulmasıdır, insan tarif edilemez duygular içerisine girer, &#8216;beni nasıl aldatırsınsen&#8217; diye bağırılan anların hayalleri kuruluyoruz olunur. Size tavsiyem platonik aşkınızı eğer ilişki imkansız gözüküyorsa uzaktan seviniz, taşkınlık yapmayınız efendi olunuz.</p>
<p align="justify"><strong>YAZLIK`da<br />
</strong>Her yazın mutlaka bi favori tipi vardır. Fakat eğer yoksa bu eksiklik çevre sitelerden giderilerek, platonik aşk olayı başlar. Genelde yazlıktaki platonik aşklarda yaş farkı muazzam olur. Yani öle bi yaş farki diil 5-6 yaş gibi hayatta gerçekleşmeyecek hayaller peşinde koşturulur. Platonik aşkın her hareketi takip edilir hatta büyük umutlarla tanışılır. O size &#8216;ayy ne şirin şey bu&#8217; gözüyle bakarken sizin içinizde ateşler yanar, volkanlar patlar. Yazlığın diskosu felan varsa kendisine dans teklifi yapilir, eğer kabul ederse kesin kibarlığındandır yoksa başka bi sey düşünmez. Fakat biz yinede gelin güvey oluruz, tribe gireriz. Yazlıktaki platonik aşkı sadece beğenmekle yetininiz, kendi yaşıtlarınızın peşinde konuşunuz, denize giriniz güneşleniniz&#8230;</p>
<p align="justify"><strong>İŞ YERİ`nde</strong><br />
İş yeri platonik aşklara en az rastlanılan kategoridir sanırım. Yani daha rahat bi ortam olduğu için, bi de tabi yaş büyük oldugu için platonik aşkı gerçeğe döndürme çabaları maksimuma ulaşır. Ama tabiki bu sahış patronsa onu bilemicem. Fakat bunun dışındakiler için konuşacak olursak önce beğenmekle başlar olay sonra hareketleri takip edilir, bi sekilde tanışılıp, muhabbet edilir. Gerisi ise insandan insana değisir. Fakat bazı durumlarda aşkın karşılık görmeyeceği anlaşılarak &#8216;eniyisi ben onu uzaktan seveyim, böyle daha güzel &#8216; gibi kandırmacaya gidilir. Ya kardeşim madem uzaktan sevecen hiç sevme yada git pat diye söyle ne istiyosan. Rahat olmaya çalışınız iş arkadaşlığı ayağına sadık kalarak bir strateji belirleyiniz görüşmeleri iş dışına taşıyınız, taşıyamazsanız vazgeçin sonra tekrar dememe yoluna gidiniz. Belki istediğinizi elde edebilirsiniz&#8230;.</p>
<p align="justify"><strong>MAHALLE`de<br />
</strong>Mekan itibariyle mahallede platonik aşk olayına çok rastlanır. Sonuçta oturduğunuz yer olduğu için elbette insanın gözü güzel insanlara takılır. Fakat bu olay ilk bahar ve özellikle de yaz mevsiminde meydana gelir. Çünkü o zaman tatildir, herkes dışarıdadır, tanışma imkanlari daha çoktur. Şunuda belirteyim bu olay daha küçük yaşlarda olur. Yani büyüdükçe mahalleye az takıldığınız için, kimseyi göremez takip edemezsiniz. Genelde platonik olarak aşık olduğunuz kişi sizin arkadaşınızdır, beraber oyun moyun oynarsınız, sevgilim felan diye şakalaşırsınız ama bu size gerçekmiş gibi gelir bi zaman sonra o ise takamaz bunu, sizi iğrenç bi şekilde arkadaş olarak görür, hatta düşüncelerini öğrenirse kızar, ayıp ettin felan diyerek saçmalar. İstemiyosan söylede bilelim kardeşim, ölee arkadaş ayağı yapma dalga geçer gibi !!! Di mi yani? Benim de en çok uyuz oldugum olaylardan biridir, basima gelmistir. Platonik aşkınıza, fazla arkadaş ayağı yapma fırsatı vermeden zzz diye söyleyin hislerinizi, istemezse üzülmeyin&#8230;..</p>
<p align="justify"><strong>TOPLU TASIMA ARAÇLARI`nda</strong><br />
Okullara giderken çoğumuz toplu taşıma araçlarını kullanırız. Hatta okul servisini de bunlarin içine katacak olursak, her gün, her sabah gördüğümüz ve aşık olmaktan kendimizi alamadığımız kişiler vardır. Bunun en büyük sebebi aynı şekilde güne başlıyor olmamız olabilir, kader ortaklığı hesabı. Yanyana oturmalar, karşısına geçip kesmeler, arkadaşlari ile tanışmalar, bi yolunu bulup konusmalar gibi bir sürü taktik uygulanır kendisi ile tanışmak için . Oluru en yüksek platonik aşk budur. Çünkü ortam çesitli bahanelere çok müsaittir. Umudunuzu kaybetmeyiniz, aradan seneler geçse bile.. Bakarsınız sizde onun platonik aşkısınızdır.. Kim bilebilir? Israrla devam edin</p>
<p align="justify"><strong>ÜNLÜLER`de</strong><br />
En geyik platonik asktir.. Fazla bahsetmeye gerek yok, ünlülerden herhangi biri deli gibi beğenilir resimleri falan kesilir, tüm hayatı ezberlenir, onunla yatılıp onunla kalkılır, sevgililerine uyuz olunur, onunla beraber hayaller kurulur ve daha bir sürü .. Hatta bu ünlü bi sarkıcı ise; mümkünse konserine gidilip deliler gibi bağırılır, hatta bayılanlar olur.. Tüm şarkılari ezbere bilinir. Tabiki gerçekleşmesi çok zor bi aşktır, zaten heyecanıda platonik olmasıdır. </p>
<p> <a href="http://www.forumunefendisi.com/platonik-ask-cesitleri.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=43&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_43" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/platonik-ask-cesitleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Saygı ve Sevginin Önemi</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/saygi-ve-sevginin-onemi.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/saygi-ve-sevginin-onemi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 20:03:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sevgi]]></category>

		<category><![CDATA[saygı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/saygi-ve-sevginin-onemi.html</guid>
		<description><![CDATA[SAYGI VE SEVGİNİN TOPLUM İÇİN ÖNEMİ
Saygı ve sevgi insanlar arasında iyi bir bağ oluşmasını sağlar. Bu bağ sayesinde insanlar birbirleriyle iyi geçinirler.
Saygıyı ve sevgiyi insanlar çocuk yaşta öğrenir. Büyüdükçe de geliştirir bu yüzden çocukların eğitimi ailede başlar. Ailede bir çocuğa insanlara karşı saygı duyması öğretildiyse bu çocuk hayatı boyunca insanlara saygılı davranır. Fakat ailede çocuğa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="justify">SAYGI VE SEVGİNİN TOPLUM İÇİN ÖNEMİ</h3>
<p align="justify">Saygı ve sevgi insanlar arasında iyi bir bağ oluşmasını sağlar. Bu bağ sayesinde insanlar birbirleriyle iyi geçinirler.</p>
<p align="justify">Saygıyı ve sevgiyi insanlar çocuk yaşta öğrenir. Büyüdükçe de geliştirir bu yüzden çocukların eğitimi ailede başlar. Ailede bir çocuğa insanlara karşı saygı duyması öğretildiyse bu çocuk hayatı boyunca insanlara saygılı davranır. Fakat ailede çocuğa iyi bir eğitim verilmediyse bu çocuk hiçbir zaman insanlara saygılı davranmaz. Bu yüzden hem ailesinde hem de toplumda karışıklıklara sebep olur.</p>
<p align="justify">Aile içinde saygılı davranan bir çocuk toplumda da saygılı davranır. Toplumda saygı insanlar arasında barışı sağlar. İnsanlar birbirlerine saygı duyarsa birbirlerinin hakkında gözetir. Bu da insanların birbirleriyle uyum içinde yaşamasını sağlar. O toplum gelişir ve ilerler. Diğer toplumlarda daha üstün bir durum kazanır.</p>
<p align="justify">Toplumda saygı tek başına yeterli değildir. Saygının yanında insanlar birbirine sevgide duymalıdır. İnsanlar birbirlerini severse her zaman diğerlerine yardım etmek ister. Bu sayede birinin bir sıkıntısı olduğu zaman bütün toplum o kişiye yardım eder. O kişinin acısını paylaşır ve sıkıntısını azaltır.</p>
<p align="justify">Saygı ve sevgi farklı unsurlardır ama biri olmadan diğeri işe yaramaz. Saygı ve sevginin bir arada bulunduğu toplumlar uzun ömürlü olur ve hiçbir zaman kargaşa içine düşmez. O toplumda saygı ve sevgi ne zaman kayboldu ise o zaman o toplum çöker.</p>
<p align="justify">Bu yüzden bizde birbirimize saygılı davranmalıyız. Her zaman başkalarının sevincini ve acısını paylaşmalıyız. İnsanları sevmeli onları birbirinden ayırma malıyız.</p>
<p align="justify"> </p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=42&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_42" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/saygi-ve-sevginin-onemi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çoçukların İdrar Kaçırması</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-idrar-kacirmasi.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-idrar-kacirmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 19:58:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[çoçukların idrar kaçırması]]></category>

		<category><![CDATA[idrar kaçırma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-idrar-kacirmasi.html</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUKLARDA İDRAR KAÇIRMA
Enürezis Nedir?
Gece yada gündüz idrar kaçırmaya denir
5 yaşına kadar çocukların %20sinde gözlenir.
Bu yaşdan sonra her yıl %15&#8242;i kendiliğinden düzelir
Sadece %1&#8242;i erişkin yaşa kadar kalır
Erkeklerde 3 kat daha sık gözlenir
Sıklıkla aile hikayesi bulunur.
İdrar Kaçırmada Nedenler
- İdrar yolu enfeksiyonu
- Nörolojik bozukluklar
- Spinal abnormalite
- Diabetes İnsipitus
- Diabetes Mellitus
- Kronik Renal Hastalık
- Unstable Mesane (%15)
A) Detrusor hyperaktivitesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>ÇOCUKLARDA İDRAR KAÇIRMA</h2>
<p><strong>Enürezis Nedir?</strong><br />
Gece yada gündüz idrar kaçırmaya denir<br />
5 yaşına kadar çocukların %20sinde gözlenir.<br />
Bu yaşdan sonra her yıl %15&#8242;i kendiliğinden düzelir<br />
Sadece %1&#8242;i erişkin yaşa kadar kalır<br />
Erkeklerde 3 kat daha sık gözlenir<br />
Sıklıkla aile hikayesi bulunur.</p>
<p><strong>İdrar Kaçırmada Nedenler</strong><br />
- İdrar yolu enfeksiyonu<br />
- Nörolojik bozukluklar<br />
- Spinal abnormalite<br />
- Diabetes İnsipitus<br />
- Diabetes Mellitus<br />
- Kronik Renal Hastalık<br />
- Unstable Mesane (%15)</p>
<p>A) Detrusor hyperaktivitesi (urgency) &#8212;&#8211;&gt; uropan<br />
B) Detrusor paralizisi (inkomplet boşalma)&#8211;&gt; diazepam</p>
<p><strong>İdrar Kaçırma Tedavi</strong><br />
- Antikolinerjik ilaçlar (İntravezikal Basıncı artırırlar)TOFRANİL<br />
- Diazepam (Eks. Sfinkteri gevşetirler)<br />
- İdrar yolu enf. Tedavisi<br />
- Alarm Cihazı<br />
- Su içilmesinin ve bazı gıdaların kısıtlaması<br />
- Davranış terapisi (Günün belli saatlerinde boşaltmanın sağlanması)<br />
- Anti ADH (Minirin 0.1mg tb 1X2 etki:8 saat)</p>
<p><strong>Davranış Tedavisi</strong><br />
Gece yatmadan en az 3 saat önce su ve sulu gıda alınımı yasaklanır.<br />
Gece yatmadan hemen önce ve 1.5 saat sonra tuvalette idrar yapması denenir.<br />
Odasına bir haftalık tablo asılır. Islak geceler de tablo karalanır. Temiz sabahlar güneş resmi çizilerek çocuğun tedaviye katılımı sağlanır.<br />
Her temiz geçen hafta sonu ödüllendirme başarıyı arttıracak (BAŞARI %40)</p>
<p><strong>Bir Haftalık Örnek Tablo</strong></p>
<p><strong>Kuru Gece Tablosu</strong></p>
<p><strong>(Her kuru gece sonrası takvimde uygun yere &#8220;kuru&#8221; yazınız.) </strong></p>
<table border="0" width="82%" height="16">
<tr>
<td height="12" width="13%" align="center"><strong> </strong></td>
<td height="12" width="14%" align="center"><strong>Pazartesi</strong></td>
<td height="12" width="10%" align="center"><strong>Salı</strong></td>
<td height="12" width="12%" align="center"><strong>Çarşamba</strong></td>
<td height="12" width="13%" align="center"><strong>Perşembe</strong></td>
<td height="12" width="13%" align="center"><strong>Cuma</strong></td>
<td height="12" width="13%" align="center"><strong>Cumartesi</strong></td>
<td height="12" width="13%" align="center"><strong>Pazar</strong></td>
</tr>
</table>
<table border="1" width="80%">
<tr>
<td width="12%" align="center">
<p align="center">1.hafta</p>
</td>
<td width="12%" align="center">kuru</td>
<td width="12%" align="center">kuru</td>
<td width="12%" align="center">*</td>
<td width="13%" align="center">kuru</td>
<td width="13%" align="center">*</td>
<td width="13%" align="center">*</td>
<td width="13%" align="center">kuru</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%" align="center">
<p align="center">2.hafta</p>
</td>
<td width="12%" align="center">kuru</td>
<td width="12%" align="center">kuru</td>
<td width="12%" align="center">kuru</td>
<td width="13%" align="center">kuru</td>
<td width="13%" align="center">kuru</td>
<td width="13%" align="center">kuru</td>
<td width="13%" align="center">kuru</td>
</tr>
<tr>
<td width="12%" align="center">3.hafta</td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="12%" align="center">4.hafta</td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="12%" align="center">5.hafta</td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="12%" align="center">6.hafta</td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="12%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
<td width="13%"> </td>
</tr>
</table>
<p><strong>Mesane Kapasitesini Artırma</strong><br />
Bazı çocuklarda mesane hacmi az olduğu için 8 saatlik süre boyunca idrarını tutamazlar<br />
Öncelikle bir seferde yaptığı idrar miktarı ölçülür. Eğer yaşına göre düşük ise gündüzleri idrarı geldiği zaman en az 10 tuvalette tutması istenir. Bu zamanla mesane kapasitesini arttıracaktır.</p>
<p><strong>Alarm Cihazı</strong><br />
Gece yatarken bağlanan cihaz ıslanma ile uyandırarak şartlı refleks oluşturur<br />
En az 2 ay kullanımı gerekir<br />
%75-86 başarı lı bir yöntemdir</p>
<p><strong>Üropan</strong><br />
Mesane instabilitesi olan çocuklarda kullanılınır (sık idrar yapan)<br />
Gece tek doz 5mg (veya 2-3&#215;5mg)verilir<br />
Tofranil ile kombinasyonu başarı şansını arttırır.</p>
<p><strong>Tofranil</strong><br />
1.5-2 mg /kg yatmadan 2 saat önce<br />
Maksimum 10-25 mg kullanılmalıdır.<br />
Etkisi 1-2hafta sonra başlar<br />
En az 6 ay kullanılmalıdır<br />
Doz azaltılarak kesilir<br />
Başarı %43-80 olarak bildirilmiştir</p>
<p><strong>Minirin</strong><br />
100-400 microgram oral olarak kullanılır<br />
Kullanım boyunca gece su ve sulu gıdalar içilmemelidir<br />
4-6 hafta boyunca kullanılır<br />
Azaltılarak kesilmelidir<br />
Başarı şansı %85-96 olarak bildirilmiştir.</p>
<p> <a href="http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-idrar-kacirmasi.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=41&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_41" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-idrar-kacirmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Çocukların Ruh Sağlığı</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-ruh-sagligi.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-ruh-sagligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 19:48:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[çoçuk davranışları]]></category>

		<category><![CDATA[çocuk ruh sağlığı]]></category>

		<category><![CDATA[Ruh Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-ruh-sagligi.html</guid>
		<description><![CDATA[ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI
Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en iyi yolu bulmanın zor olduğu zamanlar vardır. Çocuğunuz sizi şaşırtan, canınızı sıkan ya da çok korkutan davranışlar gösteriyor olabilir. Bu tür davranışların bir bölümü, gelişme ve büyümenin normal sonuçları olabilir. Eğer çocukların ruh sağlığı hakkında daha [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 align="justify">ÇOCUĞUNUZUN RUH SAĞLIĞI</h2>
<p align="justify">Bu yazıyla ilgilenip okuduğunuza göre bir yetişkin olmalısınız. Çocuğunuza sevginizi göstermenin ya da ona yardımcı olacak en iyi yolu bulmanın zor olduğu zamanlar vardır. Çocuğunuz sizi şaşırtan, canınızı sıkan ya da çok korkutan davranışlar gösteriyor olabilir. Bu tür davranışların bir bölümü, gelişme ve büyümenin normal sonuçları olabilir. Eğer çocukların ruh sağlığı hakkında daha çok şey öğrenmek istiyorsanız bu yazıyı okumaya devam edin.</p>
<p align="justify"><strong>Ruh Sağlığı Ne Demektir?</strong></p>
<p align="justify">Ruh sağlığı, yaşam olayları karşısında neler düşündüğümüz, neler hissettiğimiz ve nasıl davrandığımızdır. Ruh sağlığı, kendimize, yaşamımıza ve tanıdığımız ve ilgilendiğimiz insanlara nasıl baktığımızdır.</p>
<p align="justify">Ayrıca ruh sağlığı, zorlanma karşısındaki davranışlarımızı, insanlarla kurduğumuz ilişkileri, tercihlerimizi ve seçimlerimizi belirler. Yaşamın her döneminde fiziksel sağlık kadar ruh sağlığı da önemlidir.</p>
<p align="justify"><strong>Ruh Sağlığı Problemleri</strong></p>
<p align="justify">Bir çocuğun ateşinin yükseldiği kolayca anlaşılabilir, fakat ruh sağlığının bozulduğunu anlamak daha zordur. Çünkü ruh sağlığı ile ilgili problemler her zaman gözle görülmeyebilir ama belirtilerini anlamak mümkündür. Ruh sağlığı problemleri teşhis edilebilmektedir. Ruh sağlığı uzmanları belirtilerle ilgili bilgileri toplamakta ve incelemektedirler.</p>
<p align="justify">Depresyon, kaygı, uyum ve yeme bozuklukları ve dikkat eksikliği/hiperaktivite ruh sağlığı problemlerinden bazılarıdır.</p>
<p align="justify">Ruh sağlığı problemleri, her beş çocuktan birinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Ne yazık ki, ruh sağlığı bozulan çocukların tahminen üçte ikisi ihtiyaçları olan yardımı almamaktadır. Pek çok çocuk ve ergen, kısa süreli bir tedavi görerek atlatabilecekleri ve ciddi bir ruh sağlığı problemine dönüşmeyebilen duygusal zorlanma dönemleri yaşarlar.</p>
<p align="justify">Örneğin, sevilen birinin kaybı, aile ilişkilerinde bir değişme bu tür problemlere yol açabilir.</p>
<p align="justify">Bir çocuğun ruh sağlığı zihinsel kapasitesi ile ilişkili değildir. Ruh sağlığı sorunları olmayan çocuklarınki gibi ruh sağlığı sorunları olan çocukların da zeka düzeyleri düşükten (zihinsel gerilik) yükseğe kadar değişebilir. Özel eğitim, fiziksel sağlık sorunları olan öğrencilerin ihtiyacı olduğu kadar; çeşitli ruh sağlığı sorunları olan çocukların ve ergenlerin de özel ihtiyaçlarını karşılamaya yardım eden okulların destek hizmetlerinden biridir. Özel eğitim alan herkesin ruh sağlığı sorunu olması gerekmediği gibi, ruh sağlığı sorunu olan her çocuk ve ergenin de özel eğitim alması gerekmemektedir.</p>
<p align="justify"><strong>Ciddi Duygusal Rahatsızlıklar</strong></p>
<p align="justify">Çocuklar ve ergenler için &#8220;ciddi duygusal rahatsızlıklar&#8221; deyimi, günlük yaşamı ve evde, okulda ya da toplum içindeki işlevleri ciddi bir şekilde engelleyen rahatsızlıklar için kullanılır. Ciddi duygusal rahatsızlık her 20 gençten birinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir.</p>
<p align="justify">Bu tür ruh sağlığı sorunları, yardım edilmezse, okulda başarısızlığa, alkol ya da ilaç kullanımına, aile ile çatışmaya, şiddete ve hatta intihara yol açabilir.</p>
<p align="justify"><strong>Nedenler</strong></p>
<p align="justify">Küçük çocukların ruh sağlığı sorunlarının temelindeki nedenlerin hepsini bilmiyoruz. Bu sorunların hem çevre hem de biyolojik yapıyla ilgili olduklarını biliyoruz. Biyolojik nedenler içinde, kalıtım, kimyasal dengesizlik ve merkezi sinir sisteminin zarar görmesi sayılabilir. Tıp uzmanları bunlara nörobiyolojik beyin bozuklukları demektedirler.</p>
<p align="justify">Pek çok çevresel faktör çocukları tehlikeye sokabilir. Örneğin, şiddete, istismara, ihmale, ölüm ya da boşanma nedeniyle sevilen birinin kaybına ya da bozuk ilişkilere maruz kalan çocuklar için ruh sağlığı bozulma riski daha fazladır. Diğer risk faktörleri, ırk, cinsel yönelim, din ya da yoksulluk nedeniyle reddedilmeyi içerir. Vazgeçmeyin.</p>
<p align="justify">Çocuğunuz için doğru yardımı buluncaya kadar aramayı sürdürmeniz önemlidir. Bazı çocukların ve ailelerin psikolojik danışmaya ya da desteğe ihtiyaçları vardır. Diğerlerinin de tıbbi bakıma, ev bakımına, ayakta tedaviye, eğitim hizmetlerine, yasal yardıma, hakların korunmasına, yer değiştirmeye ya da danışmanlığa ihtiyaçları olabilir.</p>
<p align="justify">Bazı aileler, başkalarının ne söyleyeceğinden ya da ne düşüneceğinden korkarak yardım aramazlar. Bakımın maliyeti, sınırlı sigorta hakları ya da hiç bir sağlık sigortasının olmaması gibi başka engeller de çıkabilir. Bunlar aileniz için gerçek sorunlar olabilir ama tedavi gereklidir. Bazı ruh sağlığı yardım kurumları ya da toplum ruh sağlığı merkezleri, ailenin ödeme gücüne göre ücretleri ayarlayabilmektedirler. Yardım arama sizin çok sabırlı ve ısrarlı olmanızı gerektirebilir.</p>
<p align="justify"><strong>Çocuğunuzun Ruh Sağlığının Korunması</strong></p>
<p align="justify">Ana ve baba olarak çocuğunuzun fiziksel güvenliğinden ve duygusal rahatlığından sorumlusunuz. Bir çocuğu büyütmenin tek bir doğru yolu yoktur. Ana-babalık tarzları değişir fakat çocuğunuz için yapılması gerekenler aynıdır. Aşağıdaki önerilerde eksiklik olabilir. Gelişim dönemleri, yapıcı problem çözme, disiplin tarzları ve diğer ana-babalık becerilerine ilişkin kütüphanelerde ve kitapçılarda yararlı kitaplar bulabilirsiniz.</p>
<p align="justify">Besleyici gıdalar, düzenli sağlık kontrolleri, aşı ve sporun yanısıra, çocuğunuza güvenli bir ev ve çevre sağlamak için elinizden geleni yapın. Çocuk gelişim dönemlerini öğrenin, böylece çocuğunuzun yapabileceğinden azını ya da fazlasını beklemeyin.</p>
<p align="justify">Çocuğunuzu duygularını ifade etmeye teşvik edin ve duygularına saygı gösterin. Çocuğunuza herkesin acı, korku, öfke ve kaygı yaşadığını anlatın. Bu duygularının kaynaklarını öğrenmeye çalışın. Çocuğunuzun öfkesini olumlu bir şekilde, şiddete başvurmadan göstermesine yardım edin.</p>
<p align="justify">Aranızdaki saygı ve güveni geliştirin. Anlaşamadığınızda bile sesinizi yükseltmeyin. İletişim kanallarını açık tutun.</p>
<p align="justify">Çocuğunuzu dinleyin. Çocuğunuzun anlayabileceği kelimeler ve örnekler kullanın. Onu soru sormaya teşvik edin. Rahatlık ve güven verin. Dürüst olun. Olumluluklar üzerinde durun. Her konuda konuşmaya istekli olduğunuzu gösterin.</p>
<p align="justify">Kendi problem çözme ve başetme becerilerinize bakın. İyi bir örnek misiniz? Eğer çocuğunuzun duygularından ve davranışlarından bunaldıysanız ya da kendi engellenmelerinizi ya da öfkenizi kontrol edemiyorsanız yardım arayın.</p>
<p align="justify">Çocuğunuzun yeteneklerine destek olun, sınırlılıklarını kabul edin. Hedefleri başka birinin beklentilerine göre değil çocuğunuzun yeteneklerine ve ilgilerine göre oluşturun. Başarılarını kutlayın. Çocuğunuzun yeteneklerini başka çocuklarınkilerle kıyaslamayın. Çocuğunuzu tek başına değerlendirin. Çocuğunuzla birlikte olmak için düzenli olarak zaman ayırın.</p>
<p align="justify">Çocuğunuzun bağımsızlığını destekleyin ve kendilik değerini artırmasına yardım edin. Yaşamın iniş çıkışlarında çocuğunuzun yanında olun. Çocuğunuzun problemlerin üstesinden gelebileceğine ve yeni yaşantılarla başedebileceğine güvendiğinizi gösterin.</p>
<p align="justify">Yapıcı, açık ve tutarlı bir disiplin uygulayın (Disiplin fiziksel ceza değildir, disiplin bir öğretim şeklidir). Bütün çocuklar ve aileler farklıdır; çocuğunuz için hangi yolun daha etkili olduğunu öğrenin. Olumlu davranışlarını onaylayın. Çocuğunuzun hatalarından ders almasına yardım edin.</p>
<p align="justify">Koşulsuz sevin. Özür dileme, işbirliği, sabır, bağışlama ve başkalarıyla ilgilenmenin önemini öğretin.</p>
<p align="justify">Uyarı Niteliğindeki Belirtileri Tanıyın.</p>
<p align="justify">Çeşitli uyarılar, bir çocuğun ya da ergenin muhtemel ruh sağlığı problemine işaret ediyor olabilir. Bu uyarı niteliğindeki işaretlerin bir bölümü aşağıda verilmektedir.</p>
<p><strong>Çocuğunuzun şu belirtileri gösterip göstermediğine dikkat edin: </strong></p>
<p> <a href="http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-ruh-sagligi.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=40&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_40" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/cocuklarin-ruh-sagligi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İlk Cinsel İlişki</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/ilk-cinsel-iliski.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/ilk-cinsel-iliski.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jul 2008 19:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>

		<category><![CDATA[cinsel ilişki]]></category>

		<category><![CDATA[ilişkide kanama]]></category>

		<category><![CDATA[ilk gece]]></category>

		<category><![CDATA[kızlık zarı]]></category>

		<category><![CDATA[ön sevişme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/ilk-cinsel-iliski.html</guid>
		<description><![CDATA[İLK CİNSEL İLİŞKİ
 
Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, anorgazmi (orgazm olamama), ya da çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bunda şaşılacak bir şey yok, zira kadın açısından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="justify">İLK CİNSEL İLİŞKİ</h1>
<p align="justify"> </p>
<p align="justify">Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, anorgazmi (orgazm olamama), ya da çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bunda şaşılacak bir şey yok, zira kadın açısından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılması nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Hazırlıksız ve uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.</p>
<p><strong>İlk ilişki mutlaka ağrılımıdır ?</strong><br />
Kızlık zarı kadınların %90&#8242;ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, &#8220;ön sevişmeyle&#8221; bölgede yeterli ıslaklık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, ya da az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu ağrının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanması ve sonradan &#8220;hoş olmayan bir anı&#8221; olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.</p>
<p><strong>İlk ilişkide mutlaka kanama olur mu ?</strong><br />
İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanlıştır zira her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır. Kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince &#8220;ıslanmış&#8221; ve &#8220;kayganlaşmışsa&#8221; kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının damarlanması zayıf olduğundan zar yırtılmasına rağmen kanama gerçekleşmeyebilir.</p>
<p><strong>Kızlık zarının çok kalın olması nedeniyle ilişkinin gerçekleşememesi mümkün müdür ?</strong><br />
Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince &#8220;ıslanma&#8221; ve &#8220;kayganlaşma&#8221; olmayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir.</p>
<p>Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine &#8220;ilk ilişkiyi başaramama&#8221; nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir.</p>
<p><strong>Kızlık zarı yırtılmasına bağlı oluşan kanama ne kadar sürer ?</strong><br />
Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. </p>
<p> <a href="http://www.forumunefendisi.com/ilk-cinsel-iliski.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=39&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_39" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/ilk-cinsel-iliski.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Normal Doğum</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/normal-dogum.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/normal-dogum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 08:20:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kasirga</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>

		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<category><![CDATA[doğum videosu]]></category>

		<category><![CDATA[hamlelik]]></category>

		<category><![CDATA[normal doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/normal-dogum.html</guid>
		<description><![CDATA[NORMAL DOĞUM
Normal doğum 38-42 gebelik haftaları arasında, kendiliğinden başlayan rahim kasılmalarıyla, başla gelen tek bir bebeğin anne ve bebeğe zarar vermeden vajinal yolla canlı olarak doğmasıdır. Bu doğum biçiminde dışarıdan müdahale gerekmez, sağlıkçıların görevi doğumu izlemek ve tehlike belirtilerini zamanında fark etmektir.
Normal doğumda, bebek doğduktan en geç otuz dakika sonra plasenta ve zarları da kendiliğinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 align="justify">NORMAL DOĞUM</h2>
<p align="justify">Normal doğum 38-42 gebelik haftaları arasında, kendiliğinden başlayan rahim kasılmalarıyla, başla gelen tek bir bebeğin anne ve bebeğe zarar vermeden vajinal yolla canlı olarak doğmasıdır. Bu doğum biçiminde dışarıdan müdahale gerekmez, sağlıkçıların görevi doğumu izlemek ve tehlike belirtilerini zamanında fark etmektir.</p>
<p>Normal doğumda, bebek doğduktan en geç otuz dakika sonra plasenta ve zarları da kendiliğinden rahimden dışarı atılır. Normal bir doğumda yaklaşık 300 ml kadar kan kaybı olur. Doğum için geçen süre 24 saatten daha azdır. Sağlıklı bir doğum eylemi güç olmayan fizyolojik bir olaydır.</p>
<p align="justify"><img border="0" align="right" src="http://www.forumunefendisi.com/blue/normal_dogum.jpg" style="width: 300px; height: 225px; border-width: 0px" /></p>
<p align="justify">Normal doğum annenin normal yaşantısına dönmesini çabuklaştırır.<br />
Annenin ve bebeğin, hastanede yatış süresi kısadır.Bebeğiniz için gerekli, ideal besin içerikli anne sütünün gelmesi daha hızlı olur.Bebeğe anestezi uygulanmamış oluyor. Doğum esnasında bebek ciğerlerindeki sıvıyı atıyor. Anne bebeğini hemen emzirmeye başlıyor. Doğumdan sonra yaklaşık 24 saat içinde taburcu olunabiliyor. Anne normal hayata daha çabuk geri dönebiliyor.<br />
Normal doğum yapan kadınlar daha kolay kilo veriyor.
</p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify">Riskli bir durum saptanırsa sağlıklı bir sonuç elde edebilmek için diğer doğum yollarından birine karar verilir. Gebelik miadı 40 haftadır. Yani son adet tarihinin ilk gününden itibaren yaklaşık 40 hafta sonra doğum beklenmelidir. Bu sürenin hesabı için son adet tarihinin ilk gününe 9 ay ve 7 gün eklemek gereklidir. Gerçekte bu hesaplanan tarihten 15 gün önce veya sonrayı kapsayan dönem içinde doğum gerçekleşebilir.</p>
<p align="justify">Doğum yönteminin nasıl olacağı, anne adaylarının 9 ay boyunca en fazla düşündükleri konuların başında geliyor. normal doğum eyleminin ne zaman başlayacağının önceden bilinememesi ve uygunsuz zaman ve ortamlarda başlayacağı korkusunun anne adaylarını tedirgin ettiğini belirterek, Bu korkuları ortadan kaldırmak için anne adayının doktoru tarafından önceden bilgilendirilmesi gerekiyor. Normal doğumda anne ve bebek arasındaki duygusal temasın daha yoğun olması, doğum sonrası karşılaşılan depresyonun şiddetini azaltıyor.</p>
<p> <a href="http://www.forumunefendisi.com/normal-dogum.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=37&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_37" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/normal-dogum.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sezaryenla Doğum</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/sezaryenla-dogum.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/sezaryenla-dogum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 08:10:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kasirga</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>

		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<category><![CDATA[doğum videosu]]></category>

		<category><![CDATA[plasenta]]></category>

		<category><![CDATA[sezaryen]]></category>

		<category><![CDATA[sezeryan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/sezaryenla-dogum.html</guid>
		<description><![CDATA[SEZERYAN İLE DOĞUM?
Sezaryan ile doğum bebeğin ve sonunun , Anne&#8217;nin karnından uterusu kesi ile açarak çıkartılmasıdır.
Sezeryan gerektiren durumlar:
Sezaryan ile doğum kararı gebelik muayeneleri sırasında verilebileceği gibi, doğumu indüksiyon (suni sancı) ile başlatma girişimi başarısız olduğunda, veya doğum başladıktan sonra da verilebilir. Bebeğin vücudu çıkana kadar herhangi bir dönemde normal doğumdan vazgeçilerek bebeğin sezaryan ile doğması kararı verilebilir!
1-Sezaryan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 align="left">SEZERYAN İLE DOĞUM?</h2>
<p align="justify">Sezaryan ile doğum bebeğin ve sonunun , Anne&#8217;nin karnından uterusu kesi ile açarak çıkartılmasıdır.</p>
<p><strong>Sezeryan gerektiren durumlar:</strong></p>
<p align="justify">Sezaryan ile doğum kararı gebelik muayeneleri sırasında verilebileceği gibi, doğumu indüksiyon (suni sancı) ile başlatma girişimi başarısız olduğunda, veya doğum başladıktan sonra da verilebilir. Bebeğin vücudu çıkana kadar herhangi bir dönemde normal doğumdan vazgeçilerek bebeğin sezaryan ile doğması kararı verilebilir!</p>
<p align="justify"><strong>1-Sezaryan kararı en sık doğum başladıktan sonra doğumun ilerlememesi ve fetal distres geliştiği durumlarda verilmektedir. </strong></p>
<p align="justify"><strong>2-Placenta Previa</strong><br />
Plasentanın serviksi tümüyle veya kısmen kapatmasıdır. Kısmi kapatma durumlarında doğum esnasında serviks açılırken çok kanama olabileceğinden, tümüyle kapatma durumunda ise bebek hiçbir şekilde kanala giremeyeceğinden doğum mutlaka sezaryanla gerçekleştirilir.<br />
Tanı 36. gebelik haftasından sonra yapılan ultrason incelemesiyle konur. Bazı gebelerde gebeliğin erken dönemlerinde yapılan ultrasonlarda plasentanın servikse yakın yerleştiği, bazen de serviksi tümüyle kapattığı gözlenebilir. Bu dönemlerde sezaryan kararının hemen verilmesi doğru değildir, zira gebeliğin sonlarına doğru (36. gebelik haftasına kadar) plasenta uterusun büyümesiyle yukarı çıkarak normal yerleşimine ulaşabilir.<br />
<img border="0" align="right" src="http://www.forumunefendisi.com/blue/sezeryan.jpg" style="width: 234px; height: 300px; border-width: 0px" /><br />
<strong>3-Bebeğin &#8220;ters&#8221; veya &#8220;yan&#8221; durması</strong><br />
Fetuslar gebeliğin erken dönemlerinde sıklıkla yan veya makat pozisyonunda (baş yukarıda) dururlar ve pozisyonlarını sık sık değiştirirler. Belli bir gebelik haftasından sonra, özellikle de 36. gebelik haftasından sonra bebek yeri daraldığından pozisyonunu değiştirmesi zorlaşır. 36. gebelik haftasından sonra bebeğin uterus içinde enlemesine durması sezaryan için mutlak bir neden teşkil eder. Makat (baş yukarı) ile gelen fetusların dikkatli bir inceleme sonrasında vajinal doğumuna izin verilebilir. Fakat önde gelen kısım (yani doğum kanalına ilk giren kısım) ayak ise doğum mutlaka sezaryan ile gerçekleştirilir. İlk doğumunu yapacak anne adaylarında makat (baş yukarı) gelişi ile doğum mümkün olmakla beraber bebeğin doğumu esnasında oluşabilecek muhtemel riskler yüzünden sezaryan ile doğum sıklıkla uygulanmaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>4-İri bebek</strong><br />
Doğumu yakın olan bir bebeğin ultrason ve klinik incelemelerle 4500 gr&#8217;dan daha ağır olduğunun saptanması durumunda sezaryan ile doğum tercih edilir. Ortalama bir boyda ve kiloda olan bir anne adayında iri bebekte doğum birinci veya ikinci evresinde anne adayı veya bebekte istenmeyen bazı durumlar oluşabilir. Bunlar arasında en sık görülenler doğumun ilerlememesi ve ikinci evrenin sonunda omuz takılmasıdır. Bu risklerin gerçekleşmesini önlemek için sezaryanla doğum tercih edilebilir.</p>
<p align="justify"><strong>5-Pelvis Darlığı (çatı darlığı)</strong><br />
Bu duruma genellikle anne adayının çocukluk çağında geçirdiği ve kemik pelvis yapısını bozan hastalıklarda rastlanır. Tereddütlü durumlarda antenatal dönemde yapılan dikkatli bir pelvik muayene ile tanı koyulur. Pelvis yapısı uterus (rahim) içindeki bebeği doğurmaya uygun değilse sezaryan ile doğum kararı verilir.</p>
<p align="justify"><strong>6-Herpes Simpleks Enfeksiyonu</strong><br />
Herpes simpleks virüsü (HSV) enfeksiyonunun bulaştırıcılığının devam ettiği dönemde anneden bebeğe doğum esnasında virüs bulaşma riski vardır. HSV bebekte ciddi santral sinir sistemi enfeksiyonuna sebep olabileceğinden doğum sezaryan ile gerçekleştirilir. Fakat bazen sezaryan bile bulaşmayı engelleyemeyebilir.</p>
<p><strong>7-Daha önce sezaryanla doğum yapmış olanlar</strong>
</p>
<p align="justify">8-Doğum kanalını tıkayan myomlar veya kanalda yer alan diğer kitleler Doğum kanalına yerleşmiş büyük miyomlar veya diğer kitleler, nadiren de perinede yer alan HPV enfeksiyonuna bağlı büyük kondilom lezyonları bebeğin kanaldan geçişine ve doğumuna engel teşkil edebilir.</p>
<p align="justify">9-Anne adayının doğumun ikinci evresinde ıkınmasının sakıncalı olduğu durumlar Bazı kalp ve beyin hastalıkları olan anne adaylarında kafa ve karın içi basıncını artıran ıkınmalar sakınca teşkil eder. Bu durumda anne adayı hastalığın uzmanı ile konsulte edildikten sonra doğum sezaryan ile gerçekleştirilir.</p>
<p align="justify"><strong>10-Bebekteki bazı anomaliler</strong><br />
Bebekte yaşamla bağdaşan fakat doğum kanalından geçişi engelleyecek omfalosel, hidrosefali gibi fiziksel kusurlarda sezaryan tercih edilir. Doğan bebeğe ilgili uzman doktor tarafından kısa zamanda müdahale yapılır.</p>
<p align="justify"><strong>11-Diğer durumlar</strong><br />
Yukarıda sayılanlar daha doğum başlamadan önce sezaryan kararı verilen durumların tümüne yakınını kapsar. Bunun dışında bebekle veya anne adayıyla ilgili gebeliğin seyrininde sezaryan kararı verilen nadir durumlar da mevcuttur.
</p>
<p align="justify">Vajinismus (vajina girişinin kasılarak penisin girişine izin vermemesi - Bu durum vajinal muayene ile doğumun takibi imkansız kılacağından sezaryan için bir sebep teşkil eder) bunlardan biridir. Tedaviye dirençli vajinismus olgularında son çare olarak sezaryana başvurulur. Vajinismus dışında anne adayında normal doğumu engelleyecek psikiyatrik bozukluklar, anne adayının normal doğumdan çok korkması ve ikna edilememesi sezaryan ile doğum kararı verilmesinde etkili olur.</p>
<p align="justify">Diğer bir grup elektif sezaryan ise, kesin ve bilimsel bir gerekçe olmamasına karşın doktorların bebek sağlığı için daha uygun olacağı hissini taşımalarıyla uygulanan sezaryanlardır. Uzun süren bir &#8220;kısırlık&#8221; döneminden sonra IVF (tüp bebek) veya diğer yöntemlerle gebe kalan, daha önceden çok sayıda düşük veya erken doğum kayıpları sebebiyle çocuk sahibi olamayan, daha önce gebelik veya doğum esnasında bir veya daha fazla sayıda bebeğini kaybeden anne adaylarına çoğunlukla sezaryan ile doğum önerilmekte ve bu öneri anne adayı tarafından da genelde olumlu karşılanmaktadır. Burada temel düşünce anestezi ve sezaryenin anne adayına getirdiği riskin normal doğumdan çok daha fazla olduğunun bilinmesi, fakat zorluklar sonunda elde edilen bebeğin canlı doğmasının garanti altına alınması için bu risklerin kabullenmesidir. Riskli olmayan bir gebelikte büyük oranda vajinal yoldan doğum anne ve bebek için en uygun olanıdır.</p>
<p align="justify">Sezaryan ile doğumun elbette ki çok önemli avantajları vardır: Plasenta previa olgularında vajinal yoldan doğum girişimini anne ve bebek için ölümle sonuçlanması mutlaktır ve bu durumda uygulanan sezaryan hayat kurtarıcıdır. Bu konuda kimsenin bir yorum yapması söz konusu değildir. Üzerinde durulması gereken konu vajinal yoldan doğması mümkün olan bebeğin sezaryan ile doğurtulmasında bebek sağlığını korumada olumlu etkisi olup olmadığının tam bilinmemesidir.</p>
<p align="justify">Böyle durumlarda da sezaryan önemli avantajlar sağlayabilir: bebek her türlü yoğun bakım şartları hazırlandıktan ve gerekli koşullar yerine getirildikten sonra sezaryan ile planlı bir şekilde doğurtulur. Vajinal doğumda ise doğum şartların tam uygun olmadığı beklenmedik bir zamanda olabilir. Sezaryanda bebek olgun olduktan hemen sonra (39. haftada) doğurtulur. Doğum başlaması beklendiğinde ise gebelik süresi 42. haftaya kadar uzayabilir. Bu ek 3 hafta içerisinde bebek beklenmedik bir şekilde ölebilir. Bu sayılan durumlar çok nadir rastlanan durumlardır. O yüzden sezaryan yalnızca kesinlikle gerekli olan durumlarda (previa gibi) uygulanmalıdır. Kesin gerekli olmayan durumlarda ise anne adayları ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanının doğum şekli konusundaki hissi ve tecrübeleri doğum şekline karar verilmesi konusunda ön plana alınmalıdır.</p>
<p align="justify">Sezaryan aşırı ve gereksiz yere yapıldığında normal sürecin tersine gidildiğinden kitlesel düzeyde bakıldığında anne ve bebek hayatına olumsuz etkide bulunması kaçınılmazdır.</p>
<p align="justify"><strong>12-Elektif sezaryan uygulanması</strong><br />
Doğumu sezaryanla gerçekleştirme kararı daha doğum başlamadan önce, antenatal incelemelerin herhangi birinde verilebilir. Elektif (acil olmayan) sezaryan adını alan ve randevu verilerek gerçekleştirilen bu uygulama aşağıdaki durumlarda tercih edilir.
</p>
<p align="justify">Sezaryan ile doğumu elektif olarak gerçekleştirmek için anne adayının gebelik haftası kesin olarak belirlenmiş olmalıdır. Diabet gibi bebeğin akciğerlerinin geç olgunlaştığı durumlar hariç, 39. gebelik haftasından sonra bebek olgunlaşmış kabul edilir. Bu sebeple elektif sezaryen sıklıkla 39. gebelik haftası içinde uygulanır. Gebelik haftasının kesin olarak belli olmadığı durumlarda nadir de olsa akciğerleri olgunlaşmamış prematüre bir bebek doğurtulma riski vardır.</p>
<p align="justify"><strong>13-Gebeliğin seyrinde bazen doğumun başlamamasına rağmen acil sezaryen kararı verilen durumlar da vardır. </strong><br />
Bunlar genellikle beklenmedik durumlardır. Bebeğin kalp seslerinin bozulmuş olması ve fetal distres ortaya çıkması, ablatio gelişmesi (plasentanın erken ayrılması) veya nadiren suların gelmesi esnasında kordonun sarkması durumunda doğum başlamadan acil sezaryen uygulanır.</p>
<p align="justify"><strong>14-Doğumun başlatılma girişimlerinin başarısız olması (başarısız indüksiyon girişimi) durumunda sezaryen kararı verilmesi</strong><br />
Beklenen doğumun başlamadığı durumlarda anne adayına serviksi olgunlaştıran ilaçlar ve suni sancı verilir. Buna indüksiyon adı verilir. İndüksiyon doğumu başlatmada başarısız olursa sezaryanla doğum gerçekleştirilir. İndüksiyon en sık miad geçmesinde uygulanır. Anne hayatının veya bebek hayatının tehlikede olduğu durumlarda da (ağır preeklampsi ve fetal distres gibi) fetus miadında olmasa bile indüksiyonla doğum başlatılmaya çalışılır.</p>
<p><strong>SEZARYEN NASIL OLUR? </strong></p>
<p>Sezaryen ameliyathanede yapılan cerrahi bir müdahaledir.</p>
<p>Önce bebeğin alınacağı bölgenin tüyleri tıraş edilir.</p>
<p>Lavman yapılır.</p>
<p>Üzerinizdeki her şeyi çıkarıp ameliyat önlüğü giydirilir.</p>
<p>Sedye ile ameliyathaneye alınırsınız.
</p>
<p align="justify">İçeride müdahalenin yapılacağı yere yatırılırsınız ve biraz sohbet edersiniz, bu heyecanı yatıştırmak için yapılan zarif bir davranıştır.</p>
<p>Anestezi yapılır ve siz artık hiçbir şey duymazsınız.</p>
<p>Doktor karın derisini dezenfekte eder ve cerrahi müdahale ile bebeğiniz dünyaya gelir.</p>
<p>Toplam süre 45-60 dk sürer.</p>
<p><strong>SEZARYEN NEDEN TERCİH EDİLİYOR ? </strong></p>
<p>Sezaryen ile doğumun tarihi belirlidir, ne zaman ne yapılacağı bilinir.</p>
<p align="justify">Günümüzde artık teknik ve anestezi çok ilerlemiştir ve cerrahi müdahaleden korkulacak bir durum yoktur.</p>
<p align="justify">Estetik bir sakınca söz konusu değildir çünkü kesme işlemi pubis tüylerinin altında , aşağıda ve enlemesine yapılır.</p>
<p>Normal doğum sancısının anne adaylarını korkutması. Sezaryen ile doğum sancısı çekilmez.</p>
<p align="justify">Normal doğum sırasında apış arasında olabilen yırtılma veya hekimin gerekli gördüğü için yaptığı yarma işlemi sezaryende olmaz.</p>
<p><strong>SEZARYENDEN SONRA ?</strong></p>
<p>Müdahaleden birkaç saat sonra kendinize gelirsiniz.</p>
<p align="justify">Ve hemen görmeniz için bebek yanınıza getirilir. Daha sonra dokuz ay boyunca merak ettiğimiz minik bebeğinizi ilk kez emzirirsiniz. SEZARYEN EMZİRMEYİ ENGELLEMEZ.</p>
<p align="justify">Ağrılarınız varsa PCA aleti ile vücudunuza belli bir dozu aşmayacak şekilde, ağrı duyduğunuz vakit ağrı kesici verebilirsiniz. Bu yöntemle ameliyat sonrası çekilen ağrılar tamamıyla ortadan kaldırılabilir.</p>
<p>İlk gün bir şeyler yemek ve içmek yasaktır.</p>
<p align="justify">İlk günün akşamında hemşire sizi küçük bir yürüyüşe çıkarır. Odanın içinde yapılan bir yürüyüştür bu . Şunu unutmayın ki ne kadar çok hareket ederseniz o kadar çabuk iyileşirsiniz. Tabii bu ilk yürüyüş ve sonrakiler acı verecektir ama bu söylendiği kadar dayanılmaz değildir.</p>
<p>İkinci gün sadece sıvı yiyecekler alabilirsiniz.</p>
<p>Üçüncü gün istediğiniz her şeyi yiyebilirsiniz ve artık eve dönme zamanı gelmiştir&#8230;</p>
<p>Normal doğuma oranla iyileşme süresi biraz daha uzundur fakat 3-4 hafta sonra tamamen iyileşmiş olacaksınız.</p>
<p><strong> Sezaryen ile doğum videosu</strong> <a href="http://www.forumunefendisi.com/sezaryenla-dogum.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=36&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_36" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/sezaryenla-dogum.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Su İçerisinde Doğum</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/su-icerisinde-dogum.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/su-icerisinde-dogum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 08:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kasirga</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>

		<category><![CDATA[doğum]]></category>

		<category><![CDATA[doğum videosu]]></category>

		<category><![CDATA[su içince doğum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/su-icerisinde-dogum.html</guid>
		<description><![CDATA[SU İÇİNDE DOĞUM
Özellikle Hollanda, Almanya ve Rusya&#8217;da anne adaylarının tercih ettiği suda doğum, maliyeti yüksek olduğu için Türkiye&#8217;de şimdilik pek rağbet görmüyor. Uzmanlar suda doğumun suyun gevşetme etkisi sebebiyle ağrıları yarı yarıya azalttığını vurgulayarak, bu konuda eğitim almış deneyimli bir uzman eşliğinde yapılması halinde, hiçbir riskinin olmadığını belirtiyorlar
International Hospital Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Operatör [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 align="justify">SU İÇİNDE DOĞUM</h2>
<p align="justify">Özellikle Hollanda, Almanya ve Rusya&#8217;da anne adaylarının tercih ettiği suda doğum, maliyeti yüksek olduğu için Türkiye&#8217;de şimdilik pek rağbet görmüyor. Uzmanlar suda doğumun suyun gevşetme etkisi sebebiyle ağrıları yarı yarıya azalttığını vurgulayarak, bu konuda eğitim almış deneyimli bir uzman eşliğinde yapılması halinde, hiçbir riskinin olmadığını belirtiyorlar</p>
<p align="justify">International Hospital Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Operatör Doktor Kübra Taman, uzun yıllar Almanya&#8217;da suda doğum konusunda eğitim aldı. Pek çok kadının suda doğum yapmasını sağlayan Taman, Türkiye&#8217;de henüz fazla talep görmeyen, ancak Avrupa&#8217;da moda gibi yayılan suda doğum konusundaki sorularımızı yanıtladı&#8230;<br />
<strong><br />
* Suda doğum bir fantezi mi, yoksa aslında yaygınlaşması gereken bir doğum yöntemi mi? </strong><br />
Fantezi değil, ancak özel bir doğum yöntemi. Bu yöntemle doğum yapabilmek için özel bir küvetin bulunması gerekli. Bu konuda tecrübeli, suda doğum konusunda eğitim görmüş bir doktor ve ebenin doğumda olması şart. Yoksa, suda doğum &#8220;ılık su içine oturarak, kendi kendine doğum&#8221; anlamına gelmez. İlk kez 1805 yılında Fransa&#8217;da uygulanan bu yöntem, bugüne kadar 250 bin dolayında anne tarafından kullanıldı. Özellikle Hollanda ve Almanya&#8217;da yaygın olarak kullanılıyor. Rusya&#8217;da da tercih ediliyor. Ancak maliyeti yüksek olduğu için Türkiye&#8217;de henüz yabancı aileler dışında pek tercih edilmiyor.<br />
<img border="0" align="right" src="http://www.forumunefendisi.com/blue/su_icinde_dogum.jpg" style="width: 189px; height: 300px; border-width: 0px" /><br />
<strong>* Suda doğumun avantajı nedir? </strong><br />
Doğum zamanını son derece kısaltır. Hasta daha rahat olduğu için ve dokular yumuşadığı için kolay doğum yapıyor. Ağrı suyun içinde daha az hissediliyor. Dolayısıyla, bebeğe kıyasla anne açısından daha çok avantajı bulunuyor. Suda doğum yapmak, doğum ağrılarını yarı yarıya azaltıyor.</p>
<p align="justify"><strong>* Her isteyen suda doğum yapabilir mi? </strong><br />
Suda doğum yapacak insanları önceden seçmek gerekli. Erken doğum, çoğul doğum olacaksa, çocuk ters duruyorsa, suda doğum yapılamaz. Su kesesi patladıysa, annede hepatit (sarılık) veya enfeksiyon gibi durumlar varsa, yine suda doğumdan vazgeçmek gerekir. Bebeğin kalp atışlarında herhangi bir problem görülürse de suda doğum yapmak uygun değildir.</p>
<p align="justify"><strong>* Suda doğan çocukların gelişiminde bir fark oluyor mu? </strong><br />
Çocuk anne karnında zaten su içinde bulunduğu için bu doğum şeklinden rahatsız olmuyor. Suda doğum sırasında doktor ve ebe hiçbir şey yapmadan, doğal olarak doğumun olmasını izlerler. Rahim ağzı dört-beş santim olduğundan itibaren, anne adayı küvete alınır. Çocuğun kalp atışları takip edilir. Çocuğun yanağı sudan çıkana kadar bir şey yapılmaz. Yanağı çıktığı anda, çocuğun hemen çekilmesi gerekli. Bu, çok özel bir yöntemdir. Sıcak su içinde vajina çok daha rahat olduğu için gevşeme kolay sağlanır.</p>
<p align="justify"><strong>* Suda doğum yapmadan da doğum ağrısını azaltmak için küvetten yararlanılabilir mi? </strong><br />
Evet, Avrupa&#8217;da bu da sık kullanılan bir yöntemdir. Suyun gevşetme özelliğinden yararlanılır. Mutlaka suda doğurmaya gerek yok. Ağrı başladığı andan itibaren suyun rahatlatıcı özelliğinden yararlanılır. Anne adayı, partneriyle birlikte küvette oturabilir. Ebe kontrolü altında, doğum başladığı anda müdahaleye doğumhanede devam edilebilir.</p>
<p align="justify"><strong>* Suda doğumun normal doğumdan ve sezaryenden en önemli farkı nedir? </strong><br />
Sezaryeni kategori dışı bırakmak gerekir. Tartışılabilecek konu suda doğumla normal doğum arasındaki farklar. Bence en önemli fark, suyun kaldırma kuvvetinin ve su ısısının verdiği rahatlık. Bu rahatlığın havuzun içinde kolay hareket edebilme özgürlüğüyle birleşebilmesi önemli. Ayrıca, kişilerin çok bilinçli olması, konuyu iyi araştırması ve kooperasyon da çok önemli.</p>
<p align="justify"><strong>* Her kadın bu yöntemi tercih edebilir mi? </strong><br />
Suda doğum yapabilmek için bebeğin çok büyük olmaması ya da gelişiyle ilgili herhangi bir problemle karşılaşılmamış olması gerekir. Anne adayında astım, kalp, şeker gibi hastalıkların bulunmaması ve en önemlisi bebeğin düzgün geliyor olması durumunda suda doğum yapılabilir. Bütün bunların yanı sıra; doğum öncesi nefes egzersizleri yapmak da önemlidir. Anne adaylarının gönül rahatlığıyla suda doğum yapabilmeleri için doktorlarıyla bu yöntemin detaylarını tartışmaları gerekir.<em>                                                                                                          kaynak:www.sabah.com.tr</em>
</p>
<p align="justify"><strong>Su içinde Doğum videosu</strong></p>
<p> <a href="http://www.forumunefendisi.com/su-icerisinde-dogum.html" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=38&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_38" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/su-icerisinde-dogum.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bebekler Neden Ağlar</title>
		<link>http://www.forumunefendisi.com/bebekler-neden-aglar.html</link>
		<comments>http://www.forumunefendisi.com/bebekler-neden-aglar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jun 2008 07:37:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Kasirga</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Anne ve Bebek]]></category>

		<category><![CDATA[Bebek]]></category>

		<category><![CDATA[bebek ağlaması]]></category>

		<category><![CDATA[Yenidoğan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.forumunefendisi.com/35.html</guid>
		<description><![CDATA[BEBEKLER NEDEN AĞLAR
Yeni doğan bir bebeğin ağlama nedenleri anne babaların merak konusudur. Ağlama denen olay, doğum ile başlayan ve son derece normal olan bir tepkidir. Hatta normal ve sağlıklı bir doğum olması için çocuğun doğar doğmaz belli bir süre içinde ağlaması şartı vardır. Diğer yandan bu durum gelişim açısından dış dünya ile iletişimin ilk örneklerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="justify">BEBEKLER NEDEN AĞLAR</h3>
<p align="justify">Yeni doğan bir bebeğin ağlama nedenleri anne babaların merak konusudur. Ağlama denen olay, doğum ile başlayan ve son derece normal olan bir tepkidir. Hatta normal ve sağlıklı bir doğum olması için çocuğun doğar doğmaz belli bir süre içinde ağlaması şartı vardır. Diğer yandan bu durum gelişim açısından dış dünya ile iletişimin ilk örneklerinden birini oluşturur. Yeni doğan bebek, dış dünyaya genellikle çok ağlayarak ya da susarak mesaj gönderir. Bu mesajlar bize onun hakkında bilgi verir.</p>
<p>Eğer bebeklerin ağlama gibi bir tepkileri olmasa idi, onlar için oldukça zor durumlar oluşurdu. Ağlama, bebeğin anneye veya çevresine gönderdiği fizyolojik bir sinyal olup; &#8220;Benim ihtiyacımı karşıla.&#8221; mesajını verir. Bu sinyalin anne baba veya çocuğa bakan kişi tarafından fark edilmesi ve çocuğa uygun müdahalenin yapılması, çocuğun bakım verene bağlanması açısından da son derece önemlidir. Çocuğun bu sinyaline uygun cevap verilmediği taktirde onun duygusal ve fiziksel açıdan ihmal edilme durumu doğabilir. O nedenle ağlama dediğimiz bu fizyolojik sinyal, anne baba ve bebek arasındaki haberleşme aracı sayılır. Tabii bu işlev daha çok hayatın erken yılları için söz konusu olmakla birlikte yıllar ilerledikçe bu sinyal daha çok &#8220;üzülme&#8221;, &#8220;korkma&#8221; gibi duygusal durumlarda oluşur.</p>
<p>Anne babalar, kendini kelimeler ile ifade edemeyen bu minik canlının ağlamasından çoğu kez huzursuz olurlar. Ama bu durumun genellikle normal bir tepki olduğu gözden kaçırılır. Özellikle gece ağlamaları anne babaları biraz uykusuz bıraksa da ilerleyen aylar içerisinde bebekle sağlanan uygun iletişim ve bebeğin istekleri konusunda tecrübe kazanılması bu ağlamaların sıklığını azaltacaktır.</p>
<p>Bebeklerin ağlama nedenleri genelde birkaç tanedir. Ama anne baba veya çocuğa bakan kişilerin yanlış tutumları ve gereken yerde doğru tepkiyi vermemeleri bu ağlamaların sıklığını ve süresini artırabilir.</p>
<p>Bebeklerin ağlama nedenlerinden en önemlisi herhangi bir ağrıya ya da bedensel bir rahatsızlığa verdikleri tepkidir. Bu durumda bebeklerin ateşi olabilir. Ateşi olduğunda herhangi bir yerde enfeksiyon kaynağı akla gelmeli ve doktora müracaat edilmelidir. Devam eden yüksek ateş son derece önemli olup bu durumda çocuğunuz &#8220;havale&#8221; dediğimiz nörolojik bir nöbet geçirebilir. Bebeklerin kulak ve boğaz enfeksiyonuna bağlı ağrılarının da olabileceği göz önüne alınmalıdır. Ayrıca pişiklere, kabızlığa ve gaz sancılarına bağlı ağrılardan dolayı ağlamalar da sıktır. Bu durumda doktorunuza başvurarak onun kontrolünde gereken inceleme ve değerlendirmenin yapılması gerekir.</p>
<p>Ağrının haricindeki ağlama nedenleri arasında anne babanın veya çocuğa bakan kişinin çok aşırı ilgili olması da sayılabilir. Bazı anne babalar, çocuklarının her ağlayışında yanına koşup onu teselli etmeye çalışırlar. Böyle çocuklar, zamanla ağlamayı alışkanlık haline getirirler. Bu nedenle diğer çocuklara oranla daha sık ağlarlar. Çocuk ağladığı zaman çok erken veya çok geç olmadan müdahale edilmesi uygundur.</p>
<p>Bebeklerin sık ağlama nedenleri arasında; acıkmaları, üşümeleri, altlarını ıslatmaları gibi sebepler önemli bir yer tutar.</p>
<p>Aşırı ilgisizlikten dolayı anne babaya öfke duyan bebek de sık sık ağlar. Anne babaya olan öfkesini bu şekilde belli eder. Aynı zamanda korkma, aşırı gürültü ve anne babanın kaygılı olması da bebeğin ağlamasına neden olabilir. Anne babaların güven dolu olmaları, rahat davranışları bebeklerin de o güveni ve rahatlığı hissetmelerini, susmalarını ve sakin olmalarını sağlar. Bebeğin kucağa alınması ile sakinleştiği ve güven dolu duygular ile rahatladığı görülür.</p>
<p>Sonuç olarak anne babalar ve çocuğa bakan kişiler, zamanla çocuğun bedensel ve duygusal ihtiyaçlarını daha iyi anlayacaklardır. Zaten çocuğun dil gelişimi sağlandığında ağlama durumu azalacak ve çocuk, bazı kelimeler ile kendini ifade edebilecektir.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.forumunefendisi.com/?p=35&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_35" class="akst_share_link" rel="nofollow">Bu Yazıyı Paylaşın</a>
</p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.forumunefendisi.com/bebekler-neden-aglar.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
