Sal
20
May
admin

ŞİŞMANLIK NEDİR

ÅžiÅŸmanlık: ÅžiÅŸmanlık son dönemlerde ortaya çıkmış bir sorun deÄŸildir ÖrneÄŸin, Avrupa’nın pek çok bölgesinde, günümüzden 25.000 yıl öncesi döneme rastlayan Paleolitik Dönem’e ait “ÅŸiÅŸman kadın” kalıntıları bulunmuÅŸtur Buna ek olarak Greko-Romen dönemlerine ait “ÅŸiÅŸmanlığın klinik boyutu” ile iliÅŸkili belgelere rastlanmıştır On dokuzuncu yüzyılda ÅŸiÅŸman kiÅŸilerde enerji alımı/harcanması ile ilgili küçük çaplı çalışmalar yapılmıştır Yağın hücrelerde depolandığı bilgisi bu dönemde ortaya atılmıştır Ayrıca, ulaşılabilen ilk “Diyet kitabı” yine bu dönemlerde yazılmıştır. ÅžiÅŸmanlık sorunu küreselleÅŸmenin etkisi ile, toplumların beslenme alışkanlıklarında oluÅŸan deÄŸiÅŸimlere paralel olarak artış göstermektedir. Özellikle geliÅŸmekte olan ülkelerde “beslenme alanında geçiÅŸ dönemi” olarak tanımlanan süreç, fazla kilolu ya da ÅŸiÅŸmanlık boyutunun artmasında rol oynamaktadır.

Bu süreç, kentleşmede yaşanan olumsuz koşullar, demografik ve epidemiolojik değişim, enfeksiyon hastalıklarının sıklığında azalma, beklenen yaşam sürelerinde uzama, kronik hastalıkların görülme sıklığında artış gibi pek çok sosyal, kültürel, ekonomik ve sağlık koşullarından etkilenmektedir. 2000 yıl önce Hipokrat ilk kez obezitenin sağlığa olumsuz etkilerini ortaya koymuş olsa da gerçeğin anlaşılması ancak 20. Yüzyılın sonlarında gerçekleşti. Bugün artık obezite, fizyolojik, psikolojik, hormonal, metabolik, organik, sistemik, estetik ve sosyal etkileriyle yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.

“Kilo fazlalığı ile ÅŸiÅŸmanlık aynı ÅŸey deÄŸil. ÅžiÅŸmanlık, yaÄŸ dokusu artışına baÄŸlı olarak gerçekleÅŸiyor. Kilo fazlalığı ise, yaÄŸ dokusu artışı olmaksızın vücut ağırlığının ideal deÄŸerlerin üzerinde olması. Her ikisinin de çaresi var.”

ŞİŞMANLIK NEDİR
Obezite ya da halk arasında bilinen adıyla şişmanlık nedir? Kilonun fazla olması mıdır, yoksa biraz topluca olmak yada göbekli olmak mıdır? Listeyi daha uzatmak mümkün, ancak hiç birimizin aklına kolay kolay gelmeyen, belki de gelmesini istemediğimiz tek bir cevabı var bu sorunun: Obezite, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır!

Erkek obasitesi karın bölgesinde yağ kitlesinin artması, bayan obasitesi ise guluteal bölgede (kalça etrafı) yağ kitlesinin artması şeklindedir. Obasite ve kilo fazlalığı genelde; genetik yapıyla, damak zevkine göre yemek yeme alışkanlığıyla ve hareketsizliğe bağlı olarak gelişir.

“Fransa’da obeziteye baÄŸlı saÄŸlık sorunları nedeniyle harcamalar yılda 8.7 milyar frank olarak belirlenmiÅŸ. Bu toplam saÄŸlık harcamalarının %2’si.”

ŞİŞMANLIK NASIL OLUŞUR, KİMLERE ŞİŞMAN DENİR
Ağırlığı, normal ağırlıktan yüzde on [% 10] dan fazla olan kimseye şişman denir. (Buda 27kg/m2 den büyük BKİ ne tekabül eder.) Aşırı obasite; İdaal kilonun 45 kg üzerinde olan kimseler (yaklaşık vücut ağırlığının %60 fazlası) aşırı obezdirler. Bu kimselerde hastanın kendine olan öz güveni azalmış olup, işgücü kaybı ve vücut aktiviteleri de engellenmektedir

Günlük besinlerle alınan kalori ile, hem bazal metabolizma, hem de yiyecek metabolizması ve enerji harcaması için gereken ihtiyaç karşılanmaktadır. Gereksinimin fazlası kalorilerin çoğu yağ, bir kısmı da glikojen olarak depolanır. Yağ enerji depolanmasının en etkin formudur

Son yıllarda insanların en büyük problemlerinden şişmanlık, gelişen teknoloji, insanları hızlı ve yağlı yemek yemeye ittiği için şişmanlık büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaya başladı. Şişmanlığı bir hastalık olarak kabul edip, zararlarını bilirsek, şişmanlığı önlemek ve tedavi etmek de o kadar kolay olur

Araştırmalara göre dünya nüfusunun altıda biri şişman

DÜNYADA ŞİŞMANLIK
Şişmanlık, vücuttaki yağ miktarının artması ile tanımlanan, gerek oluşum nedenleri, gerekse oluşturduğu komplikasyonlar ve zemin hazırladığı hastalıklar nedeniyle önemli bir sağlık sorunu olarak kabul edilmektedir. Şişmanlık orta yaşın bir sorunu olarak görülmekte ise de yaşamın her döneminde kişinin karşılaşacağı bir sorun olarak kabul edilmelidir.

Dünya genelinde yaklaşık 250 milyon kiÅŸinin ÅŸiÅŸman olduÄŸu bilinmektedir. Dünya SaÄŸlık Örgütü (WHO) 2025 yılında bu sayının 300 milyona ulaÅŸacağını belirtmektedir. 38 ülkede 150.000 kadın üzerinde yapılan bir araÅŸtırmada ÅŸiÅŸmanlık oranının Güney Asya ülkelerinde %0.1, Afrika’da %2.5, Latin Amerika’da %10, Orta DoÄŸu’da %20 olduÄŸu saptanmıştır. ÅžiÅŸmanlık, yalnızca geliÅŸmiÅŸ ülkelerin bir sorunu olarak kabul edilmemekte; daha önce de söz edildiÄŸi gibi küreselleÅŸmenin olumsuz etkisiyle geliÅŸmekte olan ülkelerde de bir sorun olarak dikkat çekmektedir. Halen ABD’nde yaÅŸayanların %50′den fazlasının fazla kilolu; %20’sinin ise ÅŸiÅŸman olduÄŸu vurgulanmaktadır. Amerika’da 97 milyon kiÅŸi fazla kilolarından ÅŸikayetçi. ÅžiÅŸmanlar örneÄŸin New Orleans eyaletinde nüfusun %37.5′unu oluÅŸturmaktadır.

Avrupa’da ÅŸiÅŸmanlık prevalansı konusunda yapılmış en kapsamlı çalışma, 1989 yılında yayınlanan WHO-MONICA (WHO-Monitoring Trends Anddeterminants in Cardiovascular Diseases) çalışmasıdır. Bu çalışma kapsamında incelenen 48 ülke, Afrika, Amerika, Güney-DoÄŸu Asya, Avrupa, DoÄŸu Akdeniz, Batı Pasifik bölgeleri olmak üzere altı baÅŸlıkta incelenmiÅŸtir. Bu çalışmaya göre, erkeklerde 48 ülkeden yalnızca birinde; kadınlarda ise ülkelerin tümünde 35-64 yaÅŸ grubunun %50.0-75.’inin beden kitle indeksi (BKİ) 25 kg/m2 ve üzerindedir. Son tahminler Avrupa’da yetiÅŸkin nüfusun yüzde 15′inin ÅŸiÅŸman olduÄŸunu gösteriyor. Avrupa’da bazı bölgelerde obezite oranı yüzde 40-50′ye çıkarken, ülke ortalamaları yüzde 5-22 arasında deÄŸiÅŸiyor.

Yapılan araştırmalara göre ülkemizde her dört kişiden biri şişman

TÜRKİYEDE ŞİŞMANLIK
1965 ve 1971 yılları arasında yapılan istatistiÄŸe göre Bursa, Bornova ve İstanbul’un çeÅŸitli yerlerindeki 5000 kiÅŸi içinden ÅŸiÅŸmanlık oranını ortalaması yüzde 28′dir. Yani, kadın ve erkek toplamı yüzde 28. Bugünlerde ise taramalarda görülen %36-40, hatta Gaziantep ve Konya’da yüzde 61 oranında ÅŸiÅŸmanlık var. Günümüzde, geliÅŸmiÅŸ ülkelerde olduÄŸu gibi Türkiye’de de yetiÅŸkin nüfusu oluÅŸturan kadınların yaklaşık %65′inde; erkeklerin ise %39′unda hafif ve orta derecede ÅŸiÅŸmanlık sorunu olduÄŸu tahmin edilmektedir. 1998 yılında yapılmış olan Türkiye Nüfus ve SaÄŸlık AraÅŸtırması’na göre, kadınların %52.2’sinin BKİ’si 25.0′in üzerinde; %18.8′inin BKİ deÄŸeri ise 30 ve üzerinde bulunmuÅŸtur. ÅžiÅŸmanlık ile ilgili Türkiye’de yapılmış olan pek çok bölgesel çalışma bulunmaktadır

ÖrneÄŸin, İzmir’de 18 yaÅŸ ve üzeri kadınlarda yapılan bir çalışmada ÅŸiÅŸmanlık prevalansı %51 olarak hesaplanmıştır. Elazığ ilinde yapılan bir baÅŸka çalışmaya göre, il düzeyinde obezite prevalansı %7.9 olarak bulunmuÅŸtur.Ankara Gülveren SaÄŸlık Ocağı Bölgesi’nde yapılan kesitsel tipte epidemiolojik bir çalışmaya göre, ÅŸiÅŸmanlık prevalansı kadınlar için %84.8; erkekler için ise %54.1 olarak bulunmuÅŸtur. Yine, “Ankara’da Or-An 75. Yıl SaÄŸlık Ocağı Bölgesi’nde Bulunan İlköğretim Okullarındaki Öğretmenlerde Bazı Kronik Hastalıklarla İlgili Risk Faktörlerinin Saptanması” araÅŸtırmasında öğretmenlerin %33.9′unun BKİ’si 25.0 kg/m2′nin üzerinde bulunmuÅŸtur. Trabzon’da 3000 kiÅŸi üzerinde yürütülen bir çalışmada, BKİ deÄŸerinin 25′in üzerinde olma boyutu %60.6; 30′un üzerinde olma sıklığı ise %19.2 olarak hesaplanmıştır. Yapılan araÅŸtırmalara göre, ÅŸiÅŸman kiÅŸilerin üçte ikisinin bir “ÅŸiÅŸman” ebeveyni olduÄŸunu ortaya koymuÅŸtur. EÄŸer ebeveynlerin her ikisi de ÅŸiÅŸman ise, çocuklarının ÅŸiÅŸman olma olasılığı %90.0 olarak saptanmıştır.

Bunu nazari itibara alarak Dünya SaÄŸlık TeÅŸkilatı ÅŸiÅŸmanlığı bir saÄŸlık problemi ve saÄŸlığı etkileyen en büyük problem olarak kabul edip, 1977′de obeziteden ve obezitenin tedavisi konusunda bir rapor yayınlandı. Bu raporda, 24 Avrupa ülkesi, ki içerisinde biz de varız, Milano Deklarasyonu’nu yayınladılar. Bu deklarasyonla bütün ülkelerde, bu Avrupa ülkelerindeki ÅŸahısların, ÅŸiÅŸmanların korunması, hakları, çocukların çocukluk çağından itibaren ÅŸiÅŸmanlıktan korunması için alınması gereken önlemler ile okul çağında, oyun çağında, iÅŸ çağındaki çocuklara ne gibi önlemler alınması, ne gibi eÄŸitim verilmesi gerektiÄŸi görüşülmüştür.

ÅžiÅŸmanlık, Dünya SaÄŸlık Örgütü’ne göre küresel ve kronik bir saÄŸlık sorunudur

ŞİŞMANLIK NEDENLERİ NELERDİR

Şişmanlık uzun süren bir enerji dengesizliği sonucudur. Bunun belli başlı nedenleri
1. Fazla yeme,
2. Fiziksel hareketlerin azlığı,
3. Psikolojik bozukluklar,
4. Metabolik ve hormonal bozukluklardır. 5. Dengesiz ve yanlış beslenme

ÅžiÅŸmanlığın nedenleri araÅŸtırıldığı zaman bugün çeÅŸitli faktörlerin ÅŸiÅŸmanlığı meydana getirdiÄŸi ortaya konmuÅŸ. Bu faktörlerden en önemlisi, fazla yemedir. Birçok kimse yedikleri ve harcadıkları hakkında gerçek bilgiye sahip deÄŸildir. Bazıları, fiziksel hareketler için harcanan enerji konusunda da bilgisizdir. Hareket ediyorum diye fazla yemek, bazen farkında olmadan ÅŸiÅŸmanlığa yol açabilir. Yapılan araÅŸtırmalar ÅŸiÅŸmanlığın kalıtımsal olduÄŸunu belirtmektedir. Normal anne babanın çocukları arasında ÅŸiÅŸmanlık sıklığı % 8-9 iken, anne-babadan birinin ÅŸiÅŸman oluÅŸunda çocuklardaki ÅŸiÅŸmanlık sıklığının % 40′a , her ikisinin de ÅŸiÅŸman oluÅŸunda %80′e çıktığı belirtilmiÅŸtir. Yalnız, bu durumun kalıtımsal bir deÄŸiÅŸkenlikten çok, ailenin beslenme alışkanlığından ileri geldiÄŸi sanılmaktadır. Genellikle evde piÅŸirilen yemeklerin enerji deÄŸerinin yüksek oluÅŸu, ailenin bütün bireylerinin fazla enerji tüketmesine yol açmaktadır.

Genellikle hareketsiz kimseler, hareketli olanlar kadar yemektedirler. Bu durumda, hareketsiz olanların enerji dengesi artı bir durum almaktadır. Ağır işte çalışanlar arasında şişman kimselere çok az rastlanmasına karşılık, oturarak iş gören memurlar ve ev kadınlarında şişmanlığın sık görülmesi, fiziksel hareketlerin, vücut ağırlığı üzerine etkisini açık olarak göstermektedir.

Bazı kişiler, üzüntü, sıkıntı ve güvensizliklerini örtmek için fazla yerler. Bunun tersi de olabilir. Psikolojik bozukluklar, bazen fazla yemeye, bazen de az yemeye neden olarak görülebilir.

Şişmanlıkta bazı kimselerde zayıflama diyetlerine karşı görülen direnç, hormonal ve metabolik nedenlere dayanmaktadır. Bu tür şişmanlık toplumdaki şişmanlık oranlarının çok küçük bir bölümünü kapsar. Bazı hormonlar, bazal metabolizma hızını etkiler. Hormonal nedenle bazal metabolizmanın yavaş oluşu, enerji harcamasını azaltarak alınan besin öğelerinin bir kısmının depolanmasına yol açabilir. Bu kimseler hareketsiz olduklarında şişmanlık daha da artabilir.

Şişmanlığa neden olan etmenler arasında beslenme alışkanlığının hazır yiyecek türüne kayması ve ayak üstü yenilen tost, sandviç, hamburger, pizza, patates kızartması vb. (fast-food) yiyeceklerin fazla tüketilmesinin etkisi önemlidir. Alkol tüketimindeki artışta en önemli nedenlerden biri olarak sayılabilir.

Şişmanlık beyin kanaması riskini artırıyor

ŞİŞMANLIĞIN ZARARLARI
Hollandalı bilim adamları, 40 yaşlarında fazla kilolu olmanın ömrü üç yıl kısalttığını belirterek, fazla kiloların vücuda verdiği zararın sigara içmeye eşdeğer olduğunu söylüyor.

Yaklaşık 3500 kişinin, 1948-1990 yılları arasındaki sağlık kayıtlarını inceleyen doktorlar, sigara içmeyen ancak fazla kilosu olanların yaşam süresinin, kilo fazlası olmayanlara göre üç yıl daha kısa olduğunu ifade ediyor.
Obez olarak nitelendirilen çok kilolu insanların ortalama yaşam süresi ise kadınlarda 7.1 yıl, erkeklerde ise 5.8 yıl kısalıyor.

Aynı araştırma, hem sigara içen hem de fazla kiloları olanların durumunun çok daha ciddi olduğunu gösteriyor. Obez ve sigara içen kadınlar, normal kilolu ve sigara içmeyen kadınlardan 13.3 yıl daha az yaşarken, sigara içen obez erkeklerde de yaşam süresi 13.7 yıl kısalıyor.

Araştırma sonuçları, fazla kiloların verdiği zararı gösteriyor diyen doktorlar, fazla kilosu olanlara zayıflamak için bir an önce harekete geçmelerini öneriyor.

“Obezite önlenebilir ölüm nedenleri arasında ikinci tüm ölüm nedenleri arasında ise 7. sırada yer almakta

ŞİŞMANLIĞIN RUH SAĞLIĞINA ZARARLARI
Şişmanların bir kısmı ne kadar neşeli gözükse de şişmanlığın açtığı psikolojik yaralar çok fazladır. Giyinme konusunda problemler yaşarlar, kendilerine uygun elbise bulmada güçlük çekerler, mayo giyme korkusu yüzünden denize veya havuza giremezler, veya tenha yerleri tercih ederler.

Karşı cins tarafından beğenilmeme korkusu, kendilerine olan güveni yok eder. İstedikleri gibi doğal davranamazlar, buda ilişkileri bozar.

Kendilerine güvensizlik günlük hayatta ve iş hayatında da kendini gösterir, buda şişmanları başarısızlığa ve yalnızlığa iter.

Yaşamdaki hedef kendine daha iyi olanaklar sağlamak ve mutlu olmaktır. Mutlu olmanın en büyük şartı RUH ve VÜCUT sağlığıdır



Yazar:
admin
Zaman:
Salı, Mayıs 20th, 2008 at 21:50
Kategori:
Sağlık
Yorum:
You can leave a response, or trackback from your own site.
RSS:
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Navigation:

Yorum Yazın

de860

Bunu okuyan bunlarida okudu:

  • N/A